 |
Kalkandere İlçesi Anlamı
İlçenin bilinen en eski adı Karadere'dir. İlçe merkezinden geçmekte olan derenin yatağındaki kara taşların, suyun rengini kara göstermesi ilçenin bu adı almasına sebep olmuştur. Daha sonra bu ad Kalkandere olarak değiştirilmiştir. Kalkandere adı ilçenin geri kalmışlıktan kurtularak kalkınma sürecine girmesi nedeniyle verilmiştir. Başka bir düşünceye derenin bol su getirerek taşmasına atıfta bulunularak "Kabaran Dere" anlamında Kalkandere denmiştir. üçüncü bir anlamı da kötülüklere karşı kalkan olmaktır.
Kalkandere Tarihi
İlçenin bilinen en eski adı Karadere'dir. İlçe merkezinden geçmekte olan derenin yatağındaki kara taşların, suyun rengini kara göstermesi ilçenin bu adı almasına sebep olmuştur. Daha sonra bu ad Kalkandere olarak değiştirilmiştir. Kalkandere adı ilçenin geri kalmışlıktan kurtularak kalkınma sürecine girmesi nedeniyle verilmiştir. Başka bir düşünceye derenin bol su getirerek taşmasına atıfta bulunularak "Kabaran Dere" anlamında Kalkandere denmiştir. üçüncü bir anlamı da kötülüklere karşı kalkan olmaktır.
Kalkandere, sırasıyla Kimmerler, Persler, Selçulular ve Trabzon Rum Pontus devletinin egemenliği altında kalmış, 1461'de Fatih sultan Mehmet'in Trabzon Rum Pontus Devletini ortadan kaldırmasıyla Osmanlı İmparatorluğu'na katılmıştır.
XI. yüzyılda başlayan büyük Türk göçü ile Kars-Çoruh yolu üzerinden Selçuklu Türkleri'nin bölgeye ilk defa giriş yaptığı bilinmektedir.
1048'de İbrahim YINAL komutasındaki Selçuklu ordusu Trabzon'a kadar gelir.
1058'de Emir DİNAR komutasındaki Selçuklu ordusu Kars-Çoruh yolunu takip ederek Kelkit'e ulaşır.
İlçemizin bulunduğu mevkiyi göz önüne alırsak bu akınlar sırasında Çoruh Vadisini İspir üzerinden İkizdere-İyidere Vadisine bağlayan geçitten bölgemize girildiği düşünülebilir. Kalkandere'deki akrabaların soy adlarına Doğu ve Güneydoğu illerinde de rastlanması bu görüşü doğrulamaktadır. Ayrıca yakın zamanlara kadar Rize'yi Erzurum'a bağlayan bir yaya yolunun varlığı da bilinen bir gerçektir. Kara yolunun olmadığı dönemlerde bölgemizde yaşayan insanların Rize-İspir-Erzurum arasında katırlarla yük taşıdıklarına yaşlılarımız şahittir.
1071 Malazgirt Zaferi sonunda bilgemiz kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girer. Ancak Selçuklu göçünün Batı Anadolu'ya kayması ile bölge tekrar Bizans eline geçer. Bundan sonra Danışmendoğulları, Bizans ve Anadolu Selçuklu Devletleri arasında el değiştiren bölge, 4. Haçlı Seferi sırasında Rum-Pontus Devleti'nin hakimiyeti altına girer. Nihayet 1461'de Fatih'in Trabzon seferi sonunda Osmanlılar bölgeye hakim olur.
Bu dönemde İlçemizin büyük yayla şeklinde bir köy durumunda olduğu Mahmut GÖLOĞLU'nun Trabzon Tarihi adlı eserinde ifade edilmektedir. Aynı kaynak, 1821'lerde köy halinde bulunan Karadere'nin nahiye oluş tarihini de 1886 olarak vermektedir
Seferberlik sırasında Ruslar, Kars-Çoruh yolunu takip ederek İspir üzerinden Silyan dağlarına gelmişlerdir. Sarıkamış bozgunundan dolayı bölgede Türk Askeri Kuvvetlerinin az olması nedeniyle 02.04.1916 tarihinde Karadere suyunun Of tarafı Ruslar'ın eline geçmiştir. Bu işhalden sonra Rusya'da meydana gelen Bolşevik ihtilali sonucu, Erzincan görüşmeleri ile Rus Birlikleri Doğu cephesine doğru çekilmeye başlamışlardır. Aynı anda harekete geçen II. Türk-Kafkas Kolordusu bölgeye hakim olmuş, 2 Mart 1918'de Yakup Şevket Paşa'ya bağlı birlikler Rize'yi kurtarmıştır.
Mütareke yıllarında Trabzon'da kurulan "Trabzon Müdâfa-i Hukuk-i Milliye" örgütünün Rize'de şubesi açılmış, bölgemiz halkı, bu örgüt vasıtasıyla seferberliğe iştirak etmiştir.
Kalkandere nahiyesi 27.06.1957 tarihinde yürürlüğe giren 7033 sayılı kanunla ilçe olmuştur. Ancak bölgemiz fiilen 01.04.1959'da ilçe olarak yönetilmeye başlanmıştır.
Kalkandere'nin Coğrafyası
Kalkandere Rize'nin Güneybatı'sında yer alan Rize Merkez, İyidere, İkizdere ve Trabzon'un Of ilçeleri ile çevrili 95 km2 alana sahip, sahilden 15 km içeride Rize'nin iç kesiminde kalan dört ilçesinden biridir.Kalkandere engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Arazinin tümü ağaç ve yeşil bitki örtüsüyle kaplıdır. Çıplak araziye rastlamak mümkün değildir. Düzlük denilebilecek arazi hemen hemen hiç yoktur. Bölgede göze çarpan vadi aralarında büyük veya küçük birçok dere akmaktadır.Bölgenin iklim özelliğinden kaynaklanan sürekli yağışlar aşınmayı arttırarak erozyon tehlikesini sürekli gündemde tutmaktadır. İlçe sınırları içerisinde yükseklikleri 1000 m. altında kalan birçok tepe mevcuttur. Bu tepeler herhangi bir özelliğe sahip değildir.
Dört mevsim ılıman ve yağışlı bir iklime sahip olan Kalkandere'nin iklimine ilişkin temel göstergeleri şöyledir:
Yıllık ortalama sıcaklık 13.8 C
Günlük ortalama güneş alma süresi 4 saat 14 dakika
Ortalama oransal nem %75
Yıllık ortalama yağış m2'ye 2327 kg.
Yıllık ortalama yağışlı gün sayısı 172'dir.
Kalkandere'nin İdari Yapısı
İlçede yerleşim, arazi yapısının etkisiyle dağınık bir şekil arz etmektedir. Köyler, Anadolunun diğer bölgelerinden çok farklı olarak geniş alanlara yayılmış, yerleşim alanları ile tarım alanları iç içe girmiş vaziyettedir.
İlçeye bağlı 2 (iki) belediye (Kalkandere Merkez Belediyesi ve Yolbaşı Belde Belediyesi) ve 21 köy bulunmaktadır.
KÖYLER: Çağlayan, Çayırlı, Dilsizdağı, Dülgerli, Esendere, Esentepe, Fındıklı, Geçitli, Hurmalık, Hüseyinhoca, İnci, Kayabaşı, Ormanlı, Seyrantepe, Soğuksu, Ünalan, Yenigeçitli, Yeniköy, Yeşilköy,Yokuşlu ve Yumurtatepe.
Ayrıca Kalkandere Merkez Belediyesine bağlı 12 mahalle, Yolbaşı Belde Belediyesine bağlı 6 mahalle vardır.
MERKEZ MAHALLELER: Adalar, Aksu, Aşağıtatlısu, Cevizlik, Dağdibi, Kuruköy, Kızıltoprak, Medrese, Soğuksu, Taşçılar, Yukarıtatlısu ve Yenimahalle.
YOLBAŞI BELDESİ MAHALLELERİ: Armutlu, Cumhuriyet, Camii, Düz, Merkez ve Sırt .
Kalkandere Sosyal Yapısı
İlçeye dışardan gelen kamu görevlileri dışında vatandaşların konut ihtiyacı bulunmamaktadır. Kamu görevlilerinin konut ihtiyacının bir bölümü Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait Lojmanlar, Kalkandere Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına ait Lojmanlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait lojmanlar aracılığıyla karşılanmaktadır.
İlçe merkezi ve köylerdeki konutların tamamına yakını betonarme ev tipinde olup, yer yer ahşap yapılı evlere de (özellikle köylerde) rastlamak mümkündür.
İlçede sosyal hayat oldukça hareketsizdir. İlçe merkezi ve köylerde vatandaşların, özellikle çay üretim dönemi dışında vakit geçirdikleri 46 adet kahvehane (Emniyet bölgesinde 27, Jandarma bölgesinde 20 ) ve 1 adet te lokal bulunmaktadır.
İlçedeki çalışma hayatı tamamen çay üretimine dayanmaktadır. Çay üretim döneminde (Mayıs-Ekim ayları arası) iş ve çalışma yaşamında ve nüfusta (İlçe nüfusuna kayıtlı olup da İl dışında yaşayan vatandaşlardan çay üretimi yapanların üretim döneminde İlçeye gelmeleri nedeniyle) oldukça hareketlilik yaşanmaktadır.
İlçedeki vatandaşlardan bir bölümü, ilçe merkezi ve köylerdeki çay fabrikalarında geçici veya daimi işçi olarak çalışmaktadır.
Kalkandere Eğitim ve Kültür Durumu
İlçede halen 32 İlköğretim Okulu, 1 Çok Programlı Lise ve 1 İmam-Hatip Lisesi olmak üzere toplam 34 okul mevcuttur. Yüksek öğrenim alanında herhangi bir okul bulunmamaktadır. İlköğretim okullarından 18 tanesi taşımalı ilköğretim nedeniyle kapalıdır. Kalan 14 okul da ise, eğitim öğretime devam edilmektedir. İlçede İlköğretim kurumlarında 2.300 öğrenci, Çok Programlı Lisede 301 öğrenci, İmam Hatip Lisesinde ise 51 öğrenci olmak üzere toplam 2.652 öğrenci eğitim görmektedir. İlçenin merkez ve köylerinde yaşanan göç nedeniyle öğrenci sayısı son yıllarda büyük ölçüde düşmüştür. Bu nedenle, İlçe merkezi ve köylerdeki bir çok okul taşımalı ilköğretim kapsamına alınmıştır. bulunmaktadır. (2 Erkek Öğrenci Yurdu)
İlçede okuma-yazma oranının kesin olmamakla birlikte % 80-90 arasında olduğu tahmin edilmektedir.
İlçede sinema, tiyatro, basımevi ve büyük ölçekte kitapevi bulunmamaktadır. Sadece, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin ders kitabı ihtiyaçlarını karşılayan kırtasiye ve kitapevleri vardır.
Yine İlçe de amatör kümede oynayan Kalkandere Spor ve İnci-Dilsizdağı Spor olmak üzere iki spor kulübü bulunmaktadır.
Kalkandere Nufus Durumu
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2007 Genel Nüfus Sayımı sonuçlarına göre ilçenin toplam nüfusu 12.712'dir.Şehir nüfusu 5.670, köy nüfusu 7.042'dir.
Belediye Teşkilatı Olan Yerlerin Nüfusu
| Belediye |
Nüfus |
Kalkandere |
5.670 |
| Yolbaşı |
1.420 |
Belediye Teşkilatı Olmayan Yerlerin Nüfusu
| Köy |
Nüfus |
| Çağlayan |
492 |
| Çayırlı |
425 |
| Dilsizdağı |
175 |
| Dülgerli |
459 |
| Esendere |
65 |
| Fındıklı |
428 |
| Geçitli |
62 |
| Hurmalık |
236 |
| İnciköy |
351 |
| İncirli |
375 |
| Kayabaşı |
217 |
| Ormanlı |
933 |
| Seyrantepe |
134 |
| Soğuksu |
103 |
| Ünalan |
274 |
| Yenigeçitli |
47 |
| Yeniköy |
53 |
| Yeşilköy |
268 |
| Yokuşlu |
253 |
| Yumurtatepe |
159 |
| Esentepe |
113 |
Kalkandere'ye Ulaşım
İlçenin çevre il ve ilçelerle bağlantısı karayolu ile sağlanmaktadır. İlçemizi İlimiz merkezine bağlayan sahil devlet karayolu İlçeye 33 km. mesafe olup, İlçeyi Yolbaşı Beldesi üzerinden İl merkezine bağlayan eski devlet karayolunda yeniden düzenleme ve yapım çalışmaları devam etmektedir. Bahsekonu yolun tamamlandığında ilçenin ile olan uzaklığı 20 Km. mesafede olacaktır.
İlçenin İl Merkezine uzaklığı 33 Km’ mesafededir. İlçe Merkezinden İl Merkezine; Belediye Otobüsü ile sabah saat 07.00’den başlayarak akşam saat l8.00’e kadar her saat başı, Dolmuş Minibüsleri ile de her yarım saatte bir ulaşım sağlanabilmektedir.
İlçeden (komşu İlçeler) İkizdere İlçesine olan uzaklık 40 Km, Deniz sahiline uzaklığı 13 Km. , İyidere İlçesine olan uzaklık 15 Km ve Trabzon İli Of İlçesine olan uzaklık ise 22 Km. mesafededir.
Belediye Otobüslerinin Saatleri ve Fiyat Tarifeleri
Kalkandere-Rize |
Rize-Kalkandere |
| 07.00 |
07.45 |
| 08.00 |
08.00 |
| 09.00 |
09.00 |
| 10.00 |
10.00 |
| 11.00 |
11.00 |
| 13.00 |
13.00 |
| 15.00 |
15.00 |
| 16.00 |
16.00 |
| 17.00 |
17.00 |
| - |
18.00 |
|
Mesafe |
Ücretler |
| Kalkandere-Rize |
2 Ytl |
| Kalkandere-Derepazarı |
2 Ytl |
| Kalkandere-İyidere köprü |
1.50 Ytl |
| Kalkandere-İyidere merkez |
1.50 Ytl |
| Kalkandere-Şantiye |
1 Ytl |
| İndi-Bindi |
0.75 Ykr |
| Öğrenci |
%50 indirimli |
2007 - 2008 Yılı İçin Geçerlidir. |
Kalkandere Turizm Kaynakları
Kalkandere Merkez Belediyesine ait bir adet piknik alanı olup, işletmeciliği özel teşebbüs tarafından yapılmaktadır. Piknik Alanı Kalkandere - İkizdere devlet karayolu üzerinde dere kenarında yer almakta ve İlçe Merkezine 3 Km. mesafededir.
Bunun dışında yeşillikleri ve mükemmel doğasıyla doğal bir turizm ve dinlenme cennetidir.
Kalkandere Ekonomik Kaynaklar
Engebeli arazi yapısı nedeniyle arazinin bütünü kullanılamayan Kalkandere'nin ekonomik durumunu da bu arazi yapısı belirlemiştir.
Çay tarımının bölgeye girişinden önce küçük çiftçilik, hayvancılık, el sanatları ve gurbetçilikle geçimini sağlayan halkın, çay üretiminin başlamasından sonra tek denebilecek geçim alanını çay tarımı ve sanayi oluşturmuştur. İlçe ekonomisi büyük ölçüde çaya dayanmaktadır.İlçe arazisinin %77'sini oluşturan tarım arazisinin %97'sinde çay tarımı yapılmaktadır.
İlçede kamuya ait 2, özel sektörlere ait 6 çay fabrikası mevcuttur. Özel sektöre ait 1 çay fabrikası da şu anda kapalı durumdadır. İlçede 32200 dönüm arazi üzerinde çay tarımı yapılmakta ve yılda 27000 ton civarında yaş çay üretilmektedir.
1995 yılı ortalama birim fiyatları ile yapılan hesaplamaya göre, ilçenin çay tarımından elde ettiği gelir, 324 milyar civarındadır. Bitkisel üretimde olduğu gibi hayvancılıkta da bu temelde aile tüketimini karşılamaya yönelik geleneksel yapı sürmektedir. Aile ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak beslenen az sayıda büyük ve küçükbaş hayvan miktarı ise 1350'dir. İlçemiz büyükbaş hayvan varlığı, Rize ili toplam büyükbaş hayvan varlığının %6'sını, küçükbaş hayvan varlığı %10'unu oluşturmaktadır.
Sanayi ve Ticaret odasına kayıtlı ticari firmalara ilişkin veriler şu şekildedir: Bankalar,sarraf ve kuyumcular 3, keresteciler ve mobilya imalatçıları 5, manifatura ve tuhafiyeler 8, dayanıklı tüketim malzemesi satıcıları 3, toptan bakkal 5, kasap 5, müteahhitler 15, kırtasiye, matbaa ve züccaciyeler 5 , eczacılar 3, hırdavatçılar 1, nakliyeci ve akaryakıtçılar 6, inşaat malzemesi satıcıları 4, oto yedek parçası 1, ayakkabıcılar 2, fırıncı 3, un fabrikası 1 ve ayrıca ilçemizde 7 adet Köy Kalkınma, 1 Esnaf Kefalet Kooperatif , 1 Minibüsçüler Kooperatifi olmak üzere toplam 9 adet kooperatif faaliyetlerini sürdürmektedir
İlçenin ekonomik hayatı çay tarımına ve sanayisine dayanmaktadır. İlçedeki toplam tarım arazisinin % 90’ından fazlasında çay tarımı yapılmaktadır.
1950’li yıllardan sonra bölgede çay tarımı gelişmeye başlamış ve daha önceleri tarla, bağ ve bahçe düzenlenmesine elverişli olmayan yerlerde çay üretiminde olumlu sonuçlar alınmış olup, günümüze kadar gelen süreçte de artarak devam etmiştir. Halen İlçede 47.163 dekarlık alanda çay tarımı yapılmakta ve yılda ortalama olarak 40 bin tonun üzerinde yaş çay üretilmektedir. (1 dekardan en az 750 kgr. En çok 1.500 kgr. yaş çay üretildiği varsayılırsa).
İlçede faaliyette bulunan devlete ait 2 adet (Kalkandere Merkez ve Taşçılar Çay Fabrikası) ve özel sektöre ait 2 adet (Dağdibi Mahallesinde Kukuloğlu Çay Fabrikası ve Çayırlı Köyünde Çayırlı Çay Fabrikası) olmak üzere toplam 4 çay fabrikası ve Ormanlı Dere mevkiinde 1 adet Un fabrikası bulunmaktadır. Çay tarımı dışında kalan az miktarda tarım alanlarında yetiştirilen fasulye, mısır, karalahana aile ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Yine aileler kendi ihtiyaçlarını karşılamak için az sayıda büyük ve küçük baş hayvan yetiştiriciliği yapmaktadır.
İlçede yaklaşık 2.000 adet fenni kovandan yılda 26 ton bal üretilmekte olup, elde edilen ürün yerel pazarlarda satılmaktadır.
Kalkandere Köyleri
# |
Köyün Yeni Adı
|
|
1 |
Çağlayan |
Vandri |
2 |
Çayırlı |
Silyan Ehya, Yukarı Silyan |
3 |
Dilsizdağı |
Taserik |
4 |
Dülgerli |
Maşer |
5 |
Esendere |
Apancene, Kambo |
6 |
Fındıklı |
Apancene, Yakacık |
7 |
Geçitli |
Tivranoz |
8 |
Hurmalık |
Andra |
9 |
Hüseyinhoca |
Sevarne, Sivane, İncirli |
10 |
İnci |
İncu, İnciköy |
11 |
Kayabaşı |
Andra |
12 |
Ormanlı |
Patir |
13 |
Soğuksu |
Çuhma |
14 |
Seyrantepe |
Vandri |
15 |
Ünalan |
Yeniköy, Filavuz |
16 |
Yeni Geçitli |
Tivranoz |
17 |
Yeniköy |
Apancene |
18 |
Yeşilköy |
Sinoko, Fasteri |
19 |
Yokuşlu |
Silyani Ayanoz, Aşağı Silyan |
20 |
Yumurtatepe |
Arev, yumurtatepeköy |
21 |
Yolbaşı (Belde) |
İsteftar, Seftar |
Kalkandere Mahalleleri
# |
Mahallenin Yeni Adı
|
Mahallenin Eski Adı
|
1 |
Adalar |
|
2 |
Aksu |
Besalat, Pasalet |
3 |
Aşağı Tatlısu |
Katakoloz, Besalat, Pasalet |
4 |
Cevizlik |
Tonik |
5 |
Dağdibi |
Kapnes, Dağaltı |
6 |
Kızıltoprak |
Tonik |
7 |
Kuruköy |
Çeler |
8 |
Medrese |
Toğli, Tokli |
9 |
Soğuksu |
Toğli, Tokli |
10 |
Taşçılar |
Tulun, Tolun |
Kalkandere Evleri
Üç katlı inşa edilen bu evlerde yapı malzemesi olarak, en alt kat bazen taş olmak üzere, ahşap kullanılmıştır. Ahır katı olarak biline ü,,n bu katta büyükbaş hayvanlar beslenir. Birinci katta mutfak görevi gören kısma eviçi denir.Eviçinin sağ ve sol tarafından dışarıya açılan iki kapı, ön tarafında bir oturma odası, arkasında ise bir ara hol (hayat), holun sağında ve solunda iki oda (bulme), en uç kısmında üst kata çıkan bir merdiven bulunur. Evin WC'si eve bitişik ve genellikle kuzey yönde, arka sağ ya da sol kısımda yerleştirilir.Hayat ile bağlantılı olur.
Üst katın da ortasında hayat, arka sağ ve solda odalar, eviçinin üstünde kalan kısmın sağ ya da sol tarafında ambar odası, ön taraftaki oturma odasının üstünde çifte (bir kısmın genellikle dışta kalan yüzeyleri fındık çubuğundan sepetvari örülerek yapılır.) Evin sağ ya da sol tarafında adına peteklik denilen bir balkon bulunur.
Evin içinde ateşin yandığı ocağın adı ateşliktir. Ateşliğin başında yassı bir taş bulunur. Bu taşa femele denir. Ateşliğin üst kısmına rani denir. Raniden ateşliğe bir zincir asılır. Bu zincire kazan ya da gügüm asılarak su ısıtılır. Özellikle lahana yemeği de bu zincire asılarak yapılır. Bazı evlerde ateşliğe,içinde ekmek pişirilen ,içi oyuk bir pleki taşı gömülü olur. Bu taş bazı evlerde gömülmez. Ekmek piirileceği zaman kıylık demirlerinin (Bir ucu çatallı ve doksan derece kıvrık) bir uçları femelenin üzerine, diğer çatallı uçları yana konmak üzere,üstlerindeki pleki taşları konur,ısıtılır. Ekmek hamuru bu kızgın taşın içine konur. Taşın üstü sac ile kapatılır. Sacın üstünde ateş yakılır. Mutfakta kapların konduğu yere kaplık,tuzların konduğu yere tuzluk denir.
Kalkandere Giysileri / Erkek / Kadın
Eskiden erkekler, paçaları yandan düğmeli ve ağı körüklü külot pantolon, feretikodan yapılmış yakasız gömlek ve siyah kumaştan yelek giyerlerdi. Kadınlar ise normal zamanlarda fistan giyer,başlarına kaleçi boncuğu ile oyalı çember (eşarp) bağlarlar, baş ve bellerine keşan bağlarlardı.Kış mevsiminde bellerine yünden yapılma, kilim kalınlığında kuşak sararlardı.Çoraplarını eğirdikleri yün ipliğinden kendileri yaparlardı.Keza, kazak ve hırka da dokurlardı.
Düğünlerde, özel gezi ve davetlerde kara çarşaf giyilirdi.Çarşafın altında ise kırmızı bezden yapılmış fistan giyilirdi.
Takı olarak özellikle yarım veya çeyrek Reşat altınından yapılma küpe ve siyah bir sicime kulpları ile dizili altın lira, beşi bir yerde takılırdı. Bilezik benimsenmemişti.
Yöresel Kadın Kıyafetleri
Kara Peştemal : Genellikle yaşlıların kullandığı, kenarları kırmızı kara peştemal.
Çeşan : Başa veya bele takılan, geniş çubuk desenli bir tür peştemal, dolaylık da denir.
Tepeluk : Gelinlerin giydiği ufak paralarla süslenmiş fes.
Fistan : Oldukça bol ve uzun dikilen, altlı üstlü bütün giysi.
Entari : Fistana entaride denir.
Gozli Çarşaf : Altlı üstlü bele bağlanarak kullanılan beyaz çizgi desenli siyah çarşaf.
Etekluk : Uzun eteklere denir.
Üç Etek :Genellikle kadife bezden yapılan altlı üstlü bütün etek. Üst ceket kısmına Kutni denirdi.
Geceluk : Kollu gecelik.
Çember : Kenarları işlemeli, sade, renkli veya motifli başörtü.
Yaşmak : Kenarları işlemeli ve renkli başörtü. Genellikle çember üzerine takılarak kullanılır.
Yazma : Yaşmağın büyüğüne denir.
Atkı : Genellikle kadınların kullandığı büyük başörtü.
Peştemal : Daha çok evli ve yaşlı bayanların kullanıldığı, bel örtüsü olarak da kullanılan ince çubuklu desenli başörtü.
Makaslı Peştemal : Püsküllü ve delikli peştemal. Daha çok genç kızlar ve genç kadınlar kullanır.
Yun Çorap : Beş cağla dokunan, uzun veya yarım biçimde çorap.
Şal Kuşağı : Yünden dokuma, daha çok kadınların ve yaşlı erkeklerin kullandığı kuşak.
Don : Belden dize kadar çok geniş ve bacak kısımları lastikle tutturulan bir tür kısa şalvar.
Tor kuşağı : Özel bir iplikten dokunan kemer.
Patik : Ev içersinde terlik yerine kullanılan kısa yün çorap.
Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden hemen herkesin yapabildiği basit çarık.
Çarık : Hasılsız deriden yapılan basit çarık.
Hasıllı Çarık : Hasıllı deriden ancak ustaların yapabildiği çarık.
Kontra : Genellikle zengin kadınların giyebildiği topuksuz ayakkabı.
Tad :Deriden veya yünden dokunarak yapılan çarık biçimli, bağcıklı çocuk ayakkabısı
Mes : Yaşlıların çorap üzerine giydikleri, ayakkabı içine soktukları deriden yapılmış bir tür çorap.
Cizme :Deriden veya lastikten yapılan boğzlı bir tür ayakkabı.
Hamal Lastik :Daha çok iş yapılırken kullanılan lastik.
Lastik : Son dönemlerde giyilen, cizlavit de denilen en yaygın olan lastik ayakkabı.
Nalım : Takunya da denilen ahşaptan yapılmış kaba terlik.
Hedik : Ahşap malzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı
Bu eşyaları tamamlayan kadın süs eşyaları da önemlidir.
Hemayil :Üçgen veya dörtgen biçimli gümüş zincirli kap.
Beşli : Kurdeleyle bağlanarak yakaya takılan altın süs eşyası.
Kupli : Kurdeleyle boğaza takılan bir reşat altın değerindeki altın süslü.
Yuzuk : Yüzük
Kupe : Küpe
Kaleçi : Daha çok çocukların kullandığı süs eşyası, boncuk.
Yöresel Erkek Kıyafetleri
Başluk : Başa sarmak için dar ve uzun bir bez parçasından yapılır. Kukula da denir. Herkesin kendine has bir yöntemle bağlar, çoğunlukla her iki yana kulaklıklar bırakılırdı. Renk çoğunlukla haki olur ve elbiseye uydurulurdu.
Fes : Yün iplikle cağla (şişle) dokunup başa takılırdı.
Taka : Başa takmak için kumaştan yapılan başlık
Mendil : El, yüz temizliğinde olduğu gibi cep süsü eşyası ve başlık olarak da kullanılırdı. Mendilin iki ucu düğümlenip başa takılacak hale getirilirdi.
Yağluk : İki ucu düğümlenerek başlık olarak kullanılan bez parçası.
Abaniye : İpekten , sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş, abani denilen bir bezin fes üzerine sarılmasıyla elde edilen sarık.
Saruk : Daha çok din adamlarının giydiği beyaz başlık
Mintan : Açık olan kısmı boğaza kadar düğmeli yakasız gömlek.
İç Gömlek : Mintan altına giyilen bugünkü atlet görevini gören giysi
Fanila : Atlet, kollu çamaşır.
Yelek : Bugünkü yeleklere benzeyen, fakat yelekten daha bol olan giysi
Çoha : yeleğe benzeyen, vücudu saran geniş ve kollu giysi
Zıpka : Alt kısımları, dar üst kısımları geniş altlı üstlü bütün giysi. Zıpkanın uçkur denilen kısmı düğmeliydi. Bele bir kuşakla bağlanırdı. Genelde siyah bezden yapılır ve mintanla giyilirdi.
İşdoni : Paçalı kilot
Kanaviça Pantul : Şalvar biçimli, bele bir kuşakla bağlanan iri keten dokuma bezden yapılan pantolon. Genellikle çocukların giydiği bu pantolonu büyükler de giyerdi. Daha çok bir iş pantolonu kabul edilirdi.
Kilot Pantul : Paçaları dize kadar dar, üst kısmı sağdan ve soldan bele kadar geniş olan pantolon. Dar olan kısım düğmelerle açılır ve kapatılırdı. Bele bir kemerle bağlanırdı.
Golf Pantul : Paçası dize kadar dar, üst kısmı bol olan pantolon. Dize kadar dar olan kısım düğümlenirdi. 1940'lı yıllarda moda olan bir giysiydi.
Yun Çorap : Beş cağla dokunan, uzun veya yarım biçimde çorap.
Şal Kuşağı : Yünden dokuma, daha çok kadınların ve yaşlı erkeklerin kullandığı kuşak.
Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden hemen herkesin yapabildiği basit çarık.
Çarık : Hasılsız deriden yapılan basit çarık.
Hasıllı Çarık : Hasıllı deriden ancak ustaların yapabildiği çarık.
Çapula : Hasıllı deriden yapılan kaliteli, çarık üstü bir ayakkabı. Çapula özel ustalarınyapabildiği ve zenginlerin giyebildiği bir ayakkabı çeşidiydi.
Yemeni : Hasıllanmış siyah deriden altları kösele olarak yapılan, ancak zengin ve ağaların giyebildiğibir ayakkabı türü
Tad : Deriden veya yünden dokunarak yapılan çarık biçimli, bağcıklı çocuk ayakkabısı
Mes : Yaşlıların çorap üzerine giydikleri, ayakkabı içine soktukları deriden yapılmış bir tür çorap.
Cizme : Deriden veya lastikten yapılan boğzlı bir tür ayakkabı.
Hamal Lastik : Daha çok iş yapılırken kullanılan lastik.
Nalım : Takunya da denilen ahşaptan yapılmış kaba terlik.
Hedik : Ahşap malzemeyle yapılan, ızgara biçimli kar ayakkabısı.
Bu erkek kiyafetlerini tamamlayan süsü eşyaları da önemlidir.
Hemayil : Üçgen veya dörtgen biçimli gümüş zincirli kap.
Köstek : Genellikle yelek üzerine asılan üç sıra gümüş saat zinciri.
Picak :Daha çok morunmak için kın içersinde saklanan kesici alet. Genellikle iki tane taşınırdı. Birinin ucu sivri, diğerinin ise yuvarlak olurdu.
Tapanca : Daha çok korunmak için taşınırdı.
Kalkandere El Sanatları
Eskiden bölgede yetiştirilen keten ve kendirler,dink denen değirmenlerde ezilirdi.Bu ezik malzeme demir taraklarda taranarak yumuşatılırdı. Bu malzeme daha sonra,uçlarında dairesel arışaklar bulunan yün eğirme çubukları ile iplik haline getirilip feretiko tezgahlarında feretiko bezi olarak dokunurdu.
Çorap ve kazak yapımı için de yine yünler demir tarakta yumuşatılır,yün eğirme çubuklarında eğirilerek iplik haline getirilir ve dokuma yapılırdı.
Feretiko bezinden yapılan yağlıkların kenarlarına nakış yapılırdı.Ayrıca bugün de hala görülen çeyiz ve dantel örme işi vardır.
Kalkandere Yemekleri
Hoşmer:Kaymaktan yapılır. Kaymağa mısır unu vurulur, karıştılır, kaynatılır.
Kabak Çorbası: Kabak ince doğranır, yağ katılır, suda pişirilir.
Kabak Felisi: Tatlı çeşidi. Kabak ince ince kesilir, yan yana dizilir, üstüne şerbet dökülür, üzeri kapatıldıktan sonra kaynatılır.
Kabak Sütlisi: Tatlı çeşidi. Bir çeşit kabak sütlacıdır. Kabak sütte ezilir, içine şeker konulduktan sonra kaynatılmak suretiyle yapılır.
Koliva: Suda kaynatılmış mısır.
Korkota Çarbası: Korkata mısırın iri parçalara bölünenlerine denir. Korkota bol suda pişirilir. İçine tereyağı ayran eklenir. Piştikten sonra tereyağında salça ezdirilir üstünde gezdirilir.
Lahana Çorbası (Vurma Lahana): Barbunya fasulyesi akşamdan suya konur. Kara su denilen kısmı sabah dökülür. Lahana ayıklanır, yıkanır, iç yağı ve pirinçle beraber kaynar suya konur. Piştikten sonra acı biber katılır. Mikserle vurulur, biraz mısır unu dökülür, tereyağı ile pişirilir.
Lahana Haşlaması: Yine barbunya fasulyesi akşamdan suya konur. Sabahtan suyu dökülür. Lahana yıkanır, temizlenir, fasulyeye katılarak, pişirilir, suyu süzülür, pirinci konur, kaynar. İç yağı, tuz konur, mısır ekmeği doğranır. Kepçe ile vurulduktan sonra biraz kaynatılır.
Muhlama: Mısır unu, tereyağı, peynir ya da minciden yapılır. Tavada mısır unu yağda kavrulur. İçersine su ile birlikte peynir ya da minci dökülür; pişirilir, üzerine tereyağı dökülür.
Ormanlı Hamsi: Hamsi, pazı, nane ve maydanozla yapılan yemek.
Paluze: Tatlı çeşidi. Nişastadan yapılır. Sütlaç kıvamındadır.
Papara: Mısır unundan yapılır. Su kaynatılır, içersine yavaş yavaş mısır unu dökülür, karıştırılır, kaı hale gelir. Pişince ortasına tereyağı konur.
Pepeçura: Tatlı çeşidi. Üzüm suyundan yapılan pelte kıvamında yapılır.
Sarma (Lahana Sarması): Kara lahanadan yapılan dolma. Lahana hafif haşlanır, pirinç, karabiber, maydanoz, soğan, et va salça yoğrulur, lahana ile sarıldıktan sonra az miktarda su ile pişirilir.
Tavali: Pazının yağda kavrulması ile yapılır.
Ayran Doğraması: Mısır ekmeğinin yoğurda doğramak suretiyle hazırlanır.
Çılbır: Süt, tereyağı ve un kullanılır. Yağa süt konulur, mısır unu dökülür, vurulur; üstüne ağ dökülür.
Çırıhta: Tatlı çeşidi. Hamur yuvarlak kesilir. Yağda kızartıldıktan sonra üzerine şerbet dökülür. Soğuyunca yenir.
Çirmulis: Yağ eritilir. Mısır ekmeğinin içi yağla ezilir.
Fasulya Tavalisi: Fasulyenin ya da turşusunun tavada kavrulmasıyla yapılır.
Hamsili Pilav: Hamsi ve iç pilavla yapılır. İç pilav pirinç, yağ ve tuzla kavrulmak suretiyle hazırlanır. Pilava soğan, fıstık, kuş üzümü, şeker, baharat konur. Maydanoz kullanıldığı da olur. Hamsi kılçıkları çıkarılıp ikiye ayrılır. Yarısı pilavın altına, yarısı üstüne dizildikten sonra pişirilir.
Hamsikoli: Hamsili ekmek. Pazı, çok az karalahana ince doğranmış taze soğan, az yağ ve tuz mısır unu ile yoğrulur. İçersine kılçıkları çıkarılmış hamsi karıştırılır. Çoğunlukla sıcak olarak salata ile yenir.
Hamsi Kuşu: Hamsinin kılçıkları çıkarılır. Yeşil soğan, pazı, maydanoz, mısır unu, sıcak su, kara biber ile birlikte köfte şeklinde yoğrulur. Zeytinyağında kızartılır.
Hamsi Tavalisi: Hamsi pazı ile karıştırılır, tavada yağda kızartılır.
Haviçi: Mısır unundan yapılır. Süt kaynatılır, mısır unu yavaş yavaş üzerine dökülür, kaynatılır, muhallebi gibi olur.
Kalkandere Halk Oyunları
Doğu Karadeniz ve Rize'de oynanan halk oyunlarına horon denir, öyle horum, horom,horun, foron diye kitaplarda yazılanları pek yaygın değildir. Erkekler'in ve kadınların farklı oynayışlarına göre çeşitli adlar alır.
Rize'de Hemşin ve Rize olmak üzere iki türlü horon vardır. Hemşin horonları genellikle tulum, Rize horonları kemençe eşliğinde oynanır. Rize Horonları İyidere, İkizdere'den Çayeli sahilini alacak bir alanda yayılır. Çayeli dağlıkkesimlerinden Fındıklıyı da içine alan bölümde ise Hemşin horonları vardır.
Kadınlar tarafından oynananlar, kız horonu, kadın horonu ve sallama gibi isimler alır. Bunlar erkek oyunlarının daha yumuşak olan ve çömelme figürüne yer verilmeden oynanan "nanay" türündendir.
Karışık oynananlar, eşler ya da yakın akrabalar kadın ve erkekler birlikte oynanır, rahat horon, alaca horon diye adlandırılırlar. Bunlar çömelmeden oynanırdı.
Horon, çalgı ve türkü eşliğinde oynanır. Eskiden kaval , kemence, zurna, mızıka ve akordiyon eşliğinde oynanırdı. Şimdi ise daha çok kemence ile oynanır. Horon oynayanların sayısı belirsizdir birkaç kişi ile oynandığı gibi elli, yüz kişiyle de oynanır. Daha çok evlerde ve evlere yalın düzlüklere oynandığı için bu sayı sınırlıdır. Genellikle çember oluşturularak veya "kadıbağı" yapılarak oynanır. Horon'un başındakine horon başı, horon çeken derler.
Uyarmalar, "Dik oyna dik, al aşağı al, şaşma beri bak, yürü yürü, al geri al, yaylan yaylan, at belini at, kalk oyna, savuş savuş, gel içeri seslen, geldim beraber selen canlı, yaşşa tulum, ses ver canlı, enişteee... gibi sözlerle yapılır.
Dizi oluşturulurken el ele tutuşulur. Horon da vücudun titretilmesi, diz kırma, sağa sola açılma, öne eğilirken ellerin aşağıya indirilmesi, ellerin yukarı kaldırılması, ayakların yere vurulması gibi figürler vardır.
Son zamanlarda artık düğün salonlarında oynanır oldu, artık öyle köy meydanlarında, ev avluları neredeyse bir nostalji olma yolunda.
İlçede o ynanan oyunlardan bazıları şunlardır ,
Hemşin, Rize,Yüksek Hemşin, Topaloğlu, Mehmetine, Rize Kız Horonu, Hemşin İki Ayak, Rize İki Ayak, Çinçiva, Papilat, Rize Sıksarayı, Sallama , Siya Siya, Atlama, Karadere, Bıçak Oyunu, Rahat Horon ve Alaca Horon
Kalkandere Belediye Başkanları
Karadere Belediyesi ilçe oluşumundan beş sene önce 198 Nisan 1952 tarihinde kurulmuştur. Kuruluştan sonraki ilk Belediye Meclisinde ise Başkanlığa Alibey YILMAZ seçilmiş, böylece ilk Belediye Başkanımız olmuştur. 1953 yılında Belediyemiz 26.000 TL.'lik bir bütçeye sahip bulunmaktaydı. 1967 yılında Türkiye'deki 1192 Belediye içerisinde Kalkandere Belediyesi 4833 nüfusla 416. sırada bulunmaktaydı. 1976 yılında ise 7448 kişilik nüfus ve 2.399.750 TL'lik bir bütçeye sahip olmuştu.
Kuruluştan Günümüze Belediye Başkanlarımız
|
# |
Adı Soyadı |
Göreve Başlama Tarihi |
Görevden Ayrılma Tarihi |
1 |
Alibey YILMAZ |
1952 |
1956 |
2 |
M.Kazım CENGİZ |
1956 |
27.05.1960 |
3 |
M.Vehbi SAĞIM (Kaymakam) |
1960 |
1960 |
4 |
Memdüh ERGÜL (Jand.Bl.Kom.) |
1960 |
1961 |
5 |
Sait ASLANOĞLU (Kaymakam) |
1961 |
1961 |
6 |
Dr.Fahri GÜNEŞ (Kaymakam) |
1961 |
1963 |
7 |
Mehmet BİLİR |
1963 |
1968 |
8 |
Mehmet YILMAZ |
1968 |
1973 |
9 |
K.Mustafa CENGİZ |
1973 |
1977 |
10 |
Ziya EYÜBOĞLU |
1977 |
12.11.1980 |
11 |
Hasan EKİNCİ (Kaymakam) |
1980 |
1980 |
12 |
Süleyman DENİZ (Kaymakam) |
1980 |
1981 |
13 |
Fahrettin GÜREL |
03.03.1981 |
03.02.1984 |
14 |
Mesut ŞENOL (Kaymakam) |
1984 |
1984 |
15 |
Dr.Bahattin KEMAL (Kaymakam V.) |
1984 |
1984 |
16 |
Şakir KAMİLOĞLU |
22.07.1984 |
26.03.1989 |
17 |
Halit YILMAZ |
26.03.1989 |
27.03.1994 |
18 |
Nihat ÇOLAK |
27.03.1994 |
Halen Görevde... |
|
 |