Site İçi Arama

Aramak İstediğiniz Kelimeleri Alana Yazıp Ara Butonuna Tıklayın.

     
Çay Tohumunun Filizlendiği Hayat Bulduğu Yer Olan İlçemiz Kalkandere Tanıtım Sitesi
 
 
 
 



Basında Kalkandere Haberleri
Kalkandere Eczaneleri
Gerekli Kalkandere Telefonları
Kalkandere Siteleri



       Kullanici Adi:     Sifre:          Üye Ol - Yeni Sifre

Rize Genel Tanıtım Bilgileri


Yazı Boyutu       

Genel Bilgiler

Yüzölçümü: 3.920 km²

Nüfus: 365.938 (2000)

Il Trafik No: 53

Dogu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, bölgenin en karakteristik özelliklerini gösterir. Anadolu'nun diger bölgelerinden cografi yapisiyla oldugu gibi kültürel yapisi ile de ayrilir. Dik yamaçli vadileri, doruklara ulasilabilir daglari, buzul gölleri, zümrüt yesili yaylalari, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coskun akan dereleri ile çok özel bir turizm beldesidir.

Cografi Konumu

Rize ili batida Trabzon, güneyde Erzurum ve Bayburt, doguda Artvin illeri ile kuzeyde Karadeniz?le çevrilidir. Rize Ilinin yüzölçümü 3920 km² ?dir. Çok engebeli ve daglik bir arazi yapisina sahip olan Rize?nin kiyi seridinin uzunlugu 80 km, genisligi ise 20-150 m arasinda degismektedir. Kiyi seridinde akarsularin tasidigi alüvyonlarla olusan düzlükler yer almaktadir. Yüksek kiyilardan olusan Rize kiyilari genellikle sade bir görünüse sahiptir. Kiyi seridinde yer yer falezlere ve taraçalara rastlanir. Kiyi seridinin hemen arkasinda 150-200 m?yi bulan tepeler yükselir. Bu alandan itibaren Karadeniz?e dökülen akarsular dar ve derin vadiler olusturur.

Dik yamaçli ?V? profilli bu vadiler yaklasik 2000 m yükseklige kadar devam eder. 2000 m yükseklikten sonra 3200 m yükseklige kadar olan kisimlarda basik sirtlar, dik yamaçli ?U? profili vadiler yer alir. Bu sahada çok sayida buz yalagi ve moren set gölleri yer almaktadir. Yüksekligi 3000 m. yi asan alanlar Rize topraklarinin en sarp kisimlarini olusturmaktadir. Bu alanda Rize?nin en yüksek noktasi olan Kaçkar tepesi yer almaktadir.

Iklim

Rize yöresinde Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir. Karadeniz ikliminin özelligi, yazlari serin kislari iliman ve her mevsim yagisli olmasidir. Bunda en büyük etken daglarin kiyiya paralel uzanmasidir. Rize?nin yillik ortalama sicakligi 14 C. dir. Rize?de bu güne kadar kaydedilen en düsük sicaklik -7C, en yüksek sicaklik ise 38 C olarak tespit edilmistir.

En soguk ay ocak, en sicak ay temmuzdur. Yillik yagis miktari 2300 mm. nin üzerinde olan Rize, Türkiye?nin en çok yagis alan ilidir. Rize?de yagis her mevsime dengeli olarak dagilmakta olup kurak mevsimi yoktur. Ilde en az yagis ilkbaharda, en çok yagis sonbaharda görülür. Nem orani her zaman %75?in üzerindedir.

Bitki Örtüsü

Bölgenin dogal bitki örtüsü, kiyilarda nemlilik ve yagisin fazla olmasi sebebi ile genis yaprakli gür ormanlardan olusur. Türkiye ormanlarinin %25'ini barindirir ve sahip oldugu ormanlar bakimindan Türkiye'nin en zengin bölgesidir.

 

Tarihçe

Anadolu?nun kuzeydogusunda Kaçkar Daglari ile Karadeniz arasinda oldukça sarp bir arazide kurulan Rize?nin tarihi hakkinda yeterli bilgilere sahip degiliz. Rize yöresinde yasayan ilk kavim bitisken dilli, Asyanik kavimleridir. Bölgenin adinin ilk defa yazili bir kaynakta geçmesi M.Ö. 8 yüzyilda olmustur. Bir bölgede Tarih Çagi'nin baslamasi, ilk defa o bölgenin bir yazili kaynakta anilmasi ile olur. Bu yüzden, Çoruh boylari ve Rize bölgesi tarihte ilk olarak, Urartulu II.Sardur'un, M.Ö.765 yilinda Kars?in kuzeyindeki, Çildir Gölü?nün güneyinde yer alan Tasköprü Köyü üstündeki kayalikta kazdirdigi çivi yazili kitabede, 'Kulki/Kulkha' olarak geçmis, sonraki Yunan kaynaklarinda da 'Kolk-Koldit'lerden bahsedilmistir. Bu çivi yazili kitabe, bölge adinin yazili olarak ilk defa bir yerde geçtigi kaynaktir.

Büyük Iskender'in, Pers krali III. Darius'u yenilgiye ugratmasi ile elde ettigi Anadolu hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüstür. Iskender?in ölümünden sonra komutanlari ile satraplar arasindaki çikar ve egemenlik savaslarinda bagimsizligini ilan eden Mitridates Kitistes, Karadeniz kiyisinda Sinop dolaylarina dogru genisleyen Pontos Kralligi?ni kurdu. Pontos Krali Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi isgal ederek kralligin topraklarina katti. Rize yöresi daha sonra M.S. 10 yilinda Roma Imparatorlugu?nun egemenligine girmistir. Roma?nin ikiye ayrilmasindan sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarinin içerisinde kalmistir.

Gürcü Krali III. George (1156-1184) ve Kraliçe Thamara (1184-1212) dönemlerinde Gürcü Ordusunda yüksek mevkiler alan Kumanlar daha sonra Ortodoks Hiristiyanligi kabul etmis ve bu devletin Müslüman Türklerle olan sinir bölgelerine yerlesmislerdi. Bugün Rize'nin Ikizdere Ilçesinin dag köylerinde yasayan Kumbasarlar bu dönem Gürcü ordusunda Baskumandanlik yapan ve yaslaninca Kraliçe Thamara tarafindan bir oyunla görevinden alinmak istendigi için malikane olarak verilen bölgeden ayrilip Rize Daglarina çekilen Kumbasar ailesine mensupturlar.

Bu dönemlerde bir tekstil ve ticaret merkezi olarak tanimlanan Rize ayni zamanda Trabzon?daki Rum Kralligina bagli bir kaza merkezi (Bandon) idi. Merkezi, Pazar olan Rize'nin dogusundaki topraklar ise imparatorlugun sinirlari içinde ayri bir idari birimdi. 1458'de Uzun Hasan'in, Atabeklerin eli ile yönetilen Çoruh havzasina girip Ispir Bölgesini devletin sinirlari içine katmasindan sonra Hemsin Bölgesi de Akkoyunlular'a tabi olmustu. Fakat sahildeki Rize kasabasi ve Pazar'a kadar olan topraklar Trabzon Kralligina aitti. 1461 yilinda Fatih Sultan Mehmet bizzat gelerek Trabzon'u fethettigi zaman sahilde Çoruh Nehrine kadar olan topraklar, Hemsin dahil, Osmanli Devleti hakimiyetine girdi.

Fetihten önce bu bölgede bulunan Trabzon Rum Kralligi, Megrel Dadyani, Kartli Krali ve Çoruh Atabegi kendi aralarinda bir Hiristiyan ittifaki yaparak Osmanli'nin rakibi Akkoyunlu?lari da hami olarak bu ittifaka dahil etmislerdi. Bu ittifak Papa'nin gayretiyle organize edilecek bir haçli seferi ve kendilerine destek saglayacak, Osmanli?ya rakip diger Türkmen Beyleri ile Osmanli?ya saldirip ortadan kaldirmayi planliyordu. Bu tertibin farkinda olan Fatih 1461'de bizzat sefere çikarak ittifakin beyni olan Trabzon Kralligini ortadan kaldirdi.

Fatih Sultan Mehmet, Komninoslu bir anadan dogan ve Komninoslardan evli olup, Turabozan Tekfurlugunun müttefiki olan Akkoyunlu Padisahi Uzun Hasan'a ragmen, 1461 yazinda ordusuyla gelince, son Takvur savassiz teslim oldu. Daha önce sehirdeki Rumlarin çogu ve çevredeki Rum köylülerinin bir kismi, Kirim'a göçüp, orada yerlestiklerinden, 1475?te Kirim liman sehirleri Venedik ve Cenevizlilerden alinip, ilk tahrir yapilirken, bunlarin "Turabuzoniyan" diye yazildigi görülüyor. Ayni 1461 yilinda, doguda Çoruh agzina kadarki yerler ve arada Rize'de savassiz fethedilerek, bütün buralar, yeni kurulan "Turabozan Sancagi"na baglandi. Sehir ve kasabalara gönüllü ve sürgün olarak Çorum, Amasya, Tokat ve Samsun bölgelerinden Türkler getirtilerek vergilerden muaf olarak 1464 yilina kadar yerlestirildi.

Ikinci Fatih çagi iskani, 1466 da Konya/Karaman fethedildikten sonra, sehir ve kasaba halkinin çogu Istanbul'a, diger kismi da Turabozan Sancagindaki köylülere ve Rumeli?ye yerlestirildi. Turabozan Sancagi?na yerlestirilenler çogunlukla Rize Kazasi?na yerlestirilmistir. Bu yüzden, her iki iskan sirasinda gelen Müslüman Türkler, buralardaki Islami yasayislari sonucunda Kipçakli ve yerli halkin Müslüman olmalarina sebep olmuslardir. Osmanli vergi defterlerinde, kimlerin Müslüman oldugu isaret edilmistir.

1486 yilinda, yani Fetih'ten 25 yil sonra tutulan ilk Turabozan Sancagi Tahrir Tapu Defteri'nde, simdiki Rize bölgesi:

o RIZE,
o ATINA (Hemsin nahiyeleri dahil),
o LAZLUK (Ardesen, Vitçe/Findikli, Arhavi, Hopa dahil) üç kaza halinde Turabzon'a bagli gösteriliyor.

Trabzon ve Rize?de ki (Hemsin) "Bornak" adli köy ve yayla da, Akkoyunlu?larin vezirler çikaran boyundan olup, buralara iskan edilen koldan kalmadir.

Yavuz Sultan Selim, Çaldiran sonrasi, Dogu ve Güneydogu Anadolu'yu fethetmis, Maras Bölgesinde Dulkadirogullari Beyligini de ortadan kaldirmisti. Bu beylige mensup birçok aileyi sürgünle Trabzon Sancagina gönderirken, bunlar Trabzon'un dogusunda yer alan nahiyelere yerlestirilmis, önemli bir bölümü de Rize bölgesinde iskan ettirilmistir. Günümüzde Rize bölgesinde birçok aile dedelerinin geldikleri yerin ismini, aile ismi olarak aldigi için bu isimlerin incelenmesi bize Yavuz Sultan Selim'in valilik ve saltanati döneminde Rize'ye yerlesen ailelerin geldikleri cografya hakkinda fikir verir.

1640 yilinda Gönye Kalesi?ne görevli giden Evliya Çelebi Rize?den kisa olarak bahseder: Trabzon?a bagli, deniz kiyisinda, bahçeli, güzel bir yerdir, der. Rize tarihinin önemli olaylarindan biri de Rize Ayani, Batum Kalesi muhafizi Tuzcuoglu Memis Aga?nin isyani ve öldürülmesi olayidir. (1814-1817) Rize?nin 19 yy?da bir kaza merkezi oldugunu görüyoruz. 3 Mart 1878 yilinda imzalanan Berlin Antlasmasi?yla Lazistan Sancagi merkezi olan Batum Rusya?ya birakilinca, Rize sancak merkezi oldu. Hicri 1322, Miladi 1904 tarihli Trabzon Salnamesi?nde Rize ile ilgili özetle su bilgiler yer alir: ? Lazistan Sancagi?nin merkezidir.?

1914 yilinda Osmanli devletinin I. Dünya Savasi?na girmesiyle dogu cephesinde baslayan çatismalarda, 16 kasim 1914?te Hopa Hudut Taburu ile Ali Riza Bey?in milis kuvvetleri Borçka üzerine yürüdüler. Türk ordusu ve gönüllü milisler büyük basarilar sagladilar, ancak Ruslarin sürekli, sahil yerlesimlerini bombalamalari, ünlü Midilli ve Yavuz gemilerinin saf disi kalmasi, yardim gelmeyisi üzerine kuvvetlerimiz 19 Subat 1916?da Firtina Deresine kadar çekildi. 8 Mart 1916 tarihinde, Ruslar Rize?yi isgal ettiler. Savas yillarinda söylenen bir Rize türküsünde söyle denmektedir:

Urusun gemileri
Siyah bayrak açayi
Midilliyi görünce
Bulut alti kaçayi

Böylece Rize için esaret yillari basladi. Rize halki için bu kara günler 2 Mart 1918 ?e kadar sürdü. Ruslar çekildikten sonra silahli Rum çeteleri ortaya çikmaya basladi. Bölgede bir Rum?Pontus Devleti kurmak için çalismalar yapiliyordu. Bu gelismelere karsi Trabzon?da bütün Dogu Karadeniz Bölgesini içine alan ?Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti? kuruldu. Bu cemiyetin Rize subesi açildi. 23 temmuz 1919 da toplanan, Erzurum Kongresine bu sube adina Hemsinli Necati Efendi, Abaza Hakki Efendi katildi. 8 aralik 1922 tarihinde Sark Cephesi Kumandani Kazim Karabekir Pasanin Rize?ye gelmesiyle Rum çetelerine karsi yapilacak mücadele planlandi.

Rizeliler Kuva-i Milliye?ye yazilarak Istiklal Savasi?na katilmislardir.

Istiklal Savasi kazanilip Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, Rize bir ara Artvin ile birlestirilerek Çoruh vilayeti adini aldi. Daha sonra 20 Nisan 1924?te tek basina Rize Vilayeti oldu. Ulu önder Atatürk 17 Eylül 1924 tarihinde Rize?ye gelmis ve resmi ziyaretlerden sonra Mataraci Mehmet Efendi?nin evinde misafir edilmistir. Kaldigi bu ev bu gün Atatürk Evi Müzesi olarak ziyarete açiktir. Cumhuriyet döneminde Rize?nin kalkinmasi için degisik tesebbüsler yapilmistir. Bunlardan birisi de Osmanli Hükümeti zamaninda bir yabanci firmaya yaptirilan Rize-Ispir-Erzurum karayolu projesidir. Bu yolun yapimi için halk uzun yillar gönüllü olarak çalismistir. Vali A.Ekrem ENGÜR zamaninda (1930-1935) çalismaya yeni giden gruplar törenle vilayetin önünden hareket ediyorlardi. 1937 yilindan sonra çay üretimine geçilmesiyle yöre insaninin ekonomik kazanci artmistir.

Nüfus ve Yerlesim

En son yapilan 2000 yili nüfus sayimina göre nüfusu 365.938?dir. Köy nüfusu ve sehir merkezi nüfusu yillara göre degisiklik göstermektedir. Nüfusa, sehir disina verilen göçler de etki etmektedir. Rize'de nüfusun dagilisini belirleyen temel faktör yer sekilleridir.

Yerlesmeye elverisli düz alanlarin az bulunmasi, yerlesme merkezlerinin sahil seridinde ve akarsu vadilerinde kurulmasini zorunlu kilmistir. Nitekim merkez ilçe de dahil olmak üzere 12 ilçenin 6 tanesi sahil seridinde, diger ilçelerin tamami ve köylerin önemli bir kismi da akarsularin taraça düzlüklerinde kurulmustur. Ayrica içerilere dogru engebenin çok artmasi, iç bölgelerin nüfusunun tenha olmasina yol açmistir. Bunun sonucunda, ortalama 86 olan nüfus yogunlugu sahil seridinde 100'ü geçmektedir. Bir baska deyisle Rize'nin sahil seridi Türkiye'nin en yogun nüfuslu yerleri arasinda oldugu gibi ortalama nüfus yogunlugu bile Türkiye ortalamasinin (69) çok üzerindedir.

Diger taraftan arazinin çok engebeli olmasinin yani sira bir takim sosyo-ekonomik nedenler, köylerdeki yerlesme biçimini "Daginik köy yerlesmesi" olarak belirlemistir. Evler çogunlukla birbirinden uzak olup, her ailenin konutu kendi arazisi içerisinde kurulmustur. Iç, Dogu ve Güneydogu Anadolu'da oldugu gibi evlerin bir arada bulundugu bir köy meydanina rastlanmaz. Ancak Rize'de çayin yarattigi ekonomik ve sosyal gelisme, bu yerlesme biçimine bir yenisini eklemistir; daha iyi sartlarda yasama istegi insanlari yeni konutlar yapmaya ve bunlari yol kenarina insa etmeye yöneltmistir. Bunun sonucunda bir yandan, eskinin tamamen ahsap ya da "dolma" adi verilen yontulmus tas-ahsap karisimi evleri yerlerini betonarme evlere terk ederken, bir yandan da evlerin yol kenarlarinda toplanmasi sonucu "Yol Boyu Köy Yerlesmesi" dogmustur.

Ulasim

Türkiye'nin her tarafindan Rize?ye karayolu baglantisi vardir. Dogu Karadeniz sahil seridi üzerinde yer alan Rize?de ulasim karayolu ve deniz yoluyla yapilmaktadir. Ulasimda agirlik karayolundadir. Demiryolu agi ve hava limani ilimizde mevcut degildir. Hava yolu ile ulasim, Rize?ye en yakin il olan Trabzon havalimanindan saglanmaktadir.

Batida 76 km ile Trabzon'a, güneyde Ikizdere ilçesi üzerinden 251 km ile Erzurum'a, doguda ise 159 km. ile Artvin'e ve 109 km. ile de Sarp Sinir Kapisi?na kara yolu ile baglantilidir. Yil boyu ülkenin her tarafina kolayca ulasim olanagi mevcuttur. Ayrica yaz aylarinda Istanbul-Samsun-Trabzon baglantili feribot seferleri Rize'ye kadar uzanmaktadir. Bagimsiz Devletler Toplulugundan gelen turistler için Rize-Batum, Rize-Tiflis arasi otobüs seferleri yapilmaktadir.

Dogu Karadeniz limanlari içerisinde gelismeye en müsait topografik konumda olan liman, Rize limanidir. Liman, konumu itibari ile karayolu hatlarina bagli olup; Trabzon, Hopa, Rusya limanlari ve Ikizdere-Erzurum üzerinden Iran baglantisi ile Karadeniz Bölgesinin en kestirme transit yol merkezidir.


Mimari Yapi

Dogu Karadeniz Bölgesinde evler cografi yapi geregi, genellikle yamaçlarda, daginik sekilde, çogu zaman aile içi bir kaç evlik guruplar halinde, bazen de birbirinden bir iki kilometre uzakta konumlanmistir.

Yamaçlara ve tepelere serpilmis orman ve yesille bütünlesmis birkaç evden olusan yerlesmeler, hatta bazen tekil konutlar heyecan verici bir görüntü olusturmaktadir. Bu heyecan verici görüntülerine karsin bu evlere ulasim bir o kadar da zordur. Genellikle düzgün olmayan patikalardan yürüyüp evlere ulasilmaktadir.

Rize?de ev mimarisinde yapi malzemesi olarak genellikle ahsap ve tas kullanilmistir. Bunlarin haricinde az sayida da olsa tugla malzeme kullanilmistir.

Bölge özgün bir konut ve yayla evi mimari tarzina sahiptir. Bu tarz, ahsap agirlikli tas temele oturan bir yapi türüdür. Dogu Karadeniz yöresinde geçmiste, özellikle kirsal kesimlerde evler dolma tas ve ahsap karisimiyla insa ediliyordu. Rize ve yöresinde yaygin olan bu tür yapilasma Trabzon ve Giresun yöresinde ise daha çok ahsap kullanilarak gerçeklestirilmistir.

Ahsap kolay bulunan ve kolay islenebilen bir yapi malzemesi oldugu için öncelikle tercih edilmistir. Ormanlarda çok zengin flora bulunmasina ragmen yapi malzemesi olarak çam, ladin, kayin gibi ahsabin dayanikli türlerinin kullanimi yaygindir. Kiyi kesiminde kestane, iç kesimlerde ise çam yakin çevrede elde edilebilmesi nedeniyle en çok tercih edilen yapi malzemesidir. Bunlarin haricinde ceviz, mese, karaagaç gibi daha az bulunan sert agaç türlerine yer verilmistir.

Ahsabin yani sira, daha az bulunmasi nedeniyle ikinci derece kullanilan yapi malzemesi tastir. Ayrica, özellikle kiyi kesiminde çati ve bacalarda tugla, kiremit gibi pismis toprak kullanilmistir. Bu malzemeler yapi içinde kullanilis biçimine göre siniflandirildiginda, yapi sistemleri basitten gelismise göre ahsap yigma, ahsap karkas ve karma olmak üzere üç gurupta toplanabilir.

Evlerin dis cepheleri süsleme ve mimari açidan vurgulanarak ön plana çikarilmistir. Evler genellikle yamaçlarin egimine uyarak bodrum kat üzeri iki kattan insa edilmistir. Bodrum kati ahir olarak kullanilmistir. Genellikle ahirlara evin her iki cephesinden de giris bulunmaktadir. Çamlihemsin ve Findikli konutlarinda bodrum katinda genelde iki ahir bölmesi bulunur, bunlarin üzeri düzgün kesme tastan yapilmis, basik kemerlerle tasinan tonoz örtülere sahiptir. Eskiden bu evlerde kalabalik ailelerin yasadigi düsünülürse, ahira, beslenmeleri açisindan büyük önem verdikleri ortaya çikmaktadir. Ahirlarin içinde hayvanlarin beslendigi yemlikler ve su içtikleri yalaklar bulunmaktadir. Ahir zeminleri genellikle tas döseli olmakla beraber bazilarinda ahsap ve tugla malzemede kullanilmistir.

Dogu Karadeniz evleri ülkemizin diger bölgelerindeki evlere göre farkliliklar gösterir. Türk evinde en önemli mekan oda iken, Karadeniz evinde ashanedir. Ashane bugünkü anlamda mutfak bölümüdür. Ashane bu evlerde günlük hayatin geçtigi mekandir. Iki yan giristen ulasilabilen bu mekanda, ashaneyi boydan boya kat eden kemerli bir ocak yer almaktadir. Ayrica bu mekan hayat ve selamlik mekanlarina geçisteki nakisli raflarin bulundugu yerdir. Yörede, ocagin kemeri ashanedeki perde olarak söylenmektedir. Tastan ve basik kemer biçimindedir. Büyük baca üstten açiktir ve ortasinda, atesin üstüne gelen yerde kazanlarin asildigi büyük ve kalin bir demir zincir (klemuri) asilidir. Dolap ve raflar büyük bir ustalikla ahsap oyma teknigi ile süslenmistir. Yapi malzemesi olarak genellikle rengi zamanla koyulasan kestane agaci kullanilmistir.

Hayat, evin merkezindedir ve yamaca bakar, dolayisiyla manzaraya açik konumdadir. Önünde sira pencereler, gerisinde de genellikle ahsap bir sedir yer alir. Hayatin saginda ve solunda odalar yer almaktadir. Bu odalarin çogunda Bursa kemerli sömine ve banyo bulunur. Bu özellik, Rize Yöresi evlerinde aynidir.

Yapi sistemi ve dis duvar dolgulari ne olursa olsun, Rize yapilarinin çati kurulusunda iklim kosullari önemli etkendir. Duvarlarin yagmurdan korunabilmesi için saçaklar olabildigince genis tutulur. Çati arasina yapilan havalandirmalarla, nemden kaynakli çürüme engellenir. Çati yüzeyleri üç ya da dört egimli olabilir. Egimlere göre farkli görsel etki yaratan bu çati türleri, yörede sirayla ?semer ?, ?üç omuz?, ?dört omuz? olarak adlandirilir. Çati, eskiden balta ile ayrilan ahsap tahtalar(hartama) ile örtülü iken daha geç dönemde kiyi kesimlerinde alaturka kiremitler kullanilmistir.

Kale Mimarisi

Rize yöresinde ki kalelerin hemen hepsi savunma amaçli yapilardir. Bu kalelerin içinde en önemlisi Rize Kalesidir. Yapim tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, 6.yy. da yenilenen kale Trabzon Devleti zamaninda (13 y.y) son seklini almistir. Kale, iç kale ve halkin oturdugu asagi kale olmak üzere iki kisimdan olusmaktadir. Dogu Karadeniz Bölgesi?nde buna benzer kale yapilari Trabzon ve Giresun kaleleridir.

Rize çevresinde yer alan kaleler stratejik yerlere kurulmuslardir. Bu kaleler çevresini korumak, haberlesmek, yeterince askeri kuvveti barindirmak için tesis edilmistir. Bu kalelerden il merkezinin dogusunda, Gündogdu Beldesi?nde bulunan Bozuk Kale ile Pazar Ilçesi Yücehisar Köyü?nde bulunan Cihar Kale küçük yapilar olup, ortalarinda birer gözetleme kulelerine sahiptirler. Yine Pazar Ilçesi?nde, küçük bir adacik üzerinde yer alan Kiz Kalesi bu kalelerden, kulesi olmadigi için ayrilir.

Çamlihemsin Ilçesi?nde, Firtina Vadisi?nin hakim noktasinda kurulan Zil Kale, Rize Kalesi?nden sonra yörenin en büyük kalesidir. Yine Çamlihemsin Ilçesi?nde, Tatos Geçidi?nde ki Kale-i Bala içinde birçok tesisata sahip olan bir kaledir. Zil Kalesi?nin ortasinda yer alan kule Firtina Vadisi?ne hakimdir. Kale Osmanli döneminde de onarilarak kullanilmistir.

Rize Kalesi

Kale sehir merkezinin güney batisinda yer alir. Iç kale ve asagi kalelerden meydana gelmektedir. Yogun yerlesme sebebiyle asagi kale tamamen yok olmus bati tarafinda ki bazi sur parçalari günümüze kadar gelebilmistir.

Iç Kale: 150 m yükseklikte dogal bir yükselti üzerinde kurulmustur. Plani düzgün olmayan bir yamuk seklindedir. Giris kapisi dogudadir. Dis kapidan küçük avluya girilmekte ve buradan ikinci bir kapi ile kalenin asil alanina girilmektedir. Iç kaleyi çevreleyen duvarlar kismen düzgün kesme tas ve moloz taslardan insa edilmistir. Duvarlarin kalinligi 1,5 mdir. Iç kale, yarim daire planli bes kuleye sahiptir. Yakin zamana kadar çok harap durumda olan kale surlari, Kültür ve Turizm Bakanligi?nca onarilmistir. Kale duvarlari, seyirdim yolu ile kismen dendanlarla tamamlanmistir.

Asagi Kale : Zamaninda iç kaleden kuzeydogu ve kuzeybati yönlerine dogru açilarak uzayan ve denize ulasan surlarla çevriliydi. Bugün sadece bati surlarinin bir bölümü ile bazi kule kalintilari kalmistir. A. Bryer ve D. Winfield tarafindan bati surlari üzerinde 9 kule ve 2 kapi yeri tespit edilmistir. Asagi kale surlari düzgün yontu tasli, bazi kisimlarda içten takviye kemerleri yer almakta olup, bu kemerler tugla örgülüdür.

Kuleler dikdörtgen veya yuvarlak planli olup iki katliydi. Günümüze ulasan kalintilardan üst örtülerinin tugla tonozlara sahip oldugu anlasilmaktadir. Dogu surlarindan hiç bir iz kalmamistir. A. Bryer-D. Winfield planlarinda surlari tahmini göstermislerdir. Büyük ihtimalle surlar vadinin dogu yamaçlarindan geçerek kale camisini içine aliyordu. Tuzcuoglu Konagi?nin bati yaninda yapilan bir kazida sur izlerine rastlanmistir.

Rize Kalesi?nin tarihlendirilmesi için kesin verilere sahip degiliz. Asagi Kale surlarinin bazi bölümleri Alexios II. (1297-1330 ) zamaninda yapilan Trabzon Kalesi?nin bati surlari ile benzerlik gösterirler. Iç Kale?den daha sonra sehrin önemli bir kisminin korunmasi için asagi kale yapilmis olmalidir. Iç Kale, Justinyen zamaninda (527-565) yeniden insa edilmistir. Daha sonra Trabzon Kommenoslari zamaninda da asagi surlar insa edilmistir. Kale Osmanli döneminde de onarimlar görmüs ve kullanilmistir.

Zil Kalesi

Rize Ili, Çamlihemsin ilçesinde bulunan bölgenin en dikkate deger eserlerinden biridir. Ilçe merkezinin 15 km güneyinde Firtina Deresinin bati yamaçlari üzerinde kurulmustur. Kalenin, üzerinde insa edildigi sarp kaya kütlesi, denizden 750, dere yatagindan ise yaklasik 100 m yüksektedir. Kale, dis surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir.

Dis kalenin kapisina kuzey bati yönündeki patika bir yolla ulasilir. Kuzeydeki kapinin söve taslari sökülmüstür. Bir teras yardimiyla orta surlar seviyesine çikilir ve ikinci bir kapi ile kale içerisine girilir. Orta kale içerisinde üç önemli yapi bulunmaktadir. Bunlar; muhafiz binasi, sapel ve bas kuledir. Kulenin dört katli oldugu, duvarlardaki hatil izleri ve kiris deliklerinden anlasilmaktadir. Içerisinde ince bir bölüntü duvari ve dolgu toprak vardir. Duvarlar üzerinde dogu yönünde kemerli pencereler, diger taraflarda mazgal delikleri bulunmaktadir.

Kulenin üstünün dendanli bir teras seklinde oldugu belirlenmistir. Duvarlar içerisinde dikey uzanan boru yuvalari, belki de kapanmis sarniçlara su akitiyordu.

Kalenin yapilis tarihini belirtecek kesin veriler olmamakla birlikte 14. ve 15. yüzyillara tarihlendirilmektedir.





Kiz Kalesi

Pazar Ilçe merkezinin batisinda küçük bir yarimada üzerinde kurulmustur. Kayalik bir zemin üzerinde bulunan kalenin kara ile baglantisi kesilmistir. Yaklasik 7 m eninde 7 m boyunda olup kare plana sahiptir. Kalenin duvarlarinda muntazam tas isçiligi görülür. Giris kapisi batidadir. Güney surlari yikilmistir. Saglam kalan duvarlarda mazgal pencereleri ve yuvarlak kemerli üst kat pencereleri yer alir.

Kiz kalesinin kesin olarak kimler tarafindan yaptirildigi bilinmemektedir. 13. ve 14. yüzyillarda Trabzon Devleti zamaninda yapildigi sanilmaktadir. Kale, Osmanlilar zamaninda da onarilarak kullanilmistir.

Kale-i Bala

Çamlihemsin Ilçe merkezine 40 km uzaklikta, Hisarcik Köyü sinirlari içinde, Firtina Deresi?nin kaynaklarina hakim bir noktada kurulmustur. Yazili kaynaklarda geçen bir diger adi da Varos Kale?dir. Kale, Kaçkarlar?in iç kisma geçit verdigi Bas Hemsin ve Tatos geçidine yakindir. Kale çevresinde bazi yayla yerlesimleri vardir. Kalenin surlari oldukça harap olmustur.

Duvar isçiligi bakimindan Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Duvar kalinliklari 50 cm ile 1 m arasinda degismektedir. Kalenin ana plani dikdörtgen olarak tanimlanabilir. Dogusu, güneyi ve kismen kuzeyi de sarp kayaliktir. Bati taraf egimli bir arazi üzerindedir.

Giris kapisi kuzey batidadir. Ayni cephenin dogusunda bir kapi izi daha vardir. Mevcut kapi 1,10 m genisliginde, 2,5 m yüksekligindedir. Kalenin ortalama uzunlugu 70 m genisligi ise 25 mdir. Duvar izlerinden bati kulelerinin varligi anlasilmaktadir. Iç kisimda dogu duvarina bitisik tonozlu bir mekan kalintisi vardir.
Burasi yüksek ihtimalle sarniçti. Kalenin kuruldugu yer ve duvar isçiligi bakimindan Zil Kale ile benzerlikler göstermektedir. Zil Kale ile ayni tarihlerde (14-15 yüzyil) yapildigi düsünülmektedir.

Camiiler

Rize yöresinin camileri bölgenin zengin halk mimarisinin etkisi altinda kalmislar ve mahalli özellikleri bünyesinde barindirirlar. Rize?nin il merkezinde bulunan Iskender Cafer Pasa Camisi Osmanli klasik devrinden kalmistir. Diger camiler ise yakin zamanlarda onarim görmüslerdir. Iskender Cafer Pasa Camisi?nin de son cemaat yeri yenilenmistir.

Eski fotograflardan anlasildigi üzere orijinalinde bu camiler, bir son cemaat yeri ve bir ibadet kismindan olusan, kirma çatili küçük camilerdi. Bu camilerin 1910?1920?li yillarda son cemaat yerlerinin üzerine bagdadi tarzda birer kat yapildigi ve 1940-1950?li yillarda ise bazi camilerin yuvarlak kemerli taskin silmeli, barok özelliginde yenilendigini görmekteyiz. Bu mahalli barok etkiler, kale camisi ve orta camide kendini iyiden iyiye hissettirir. 1960?li yillarda kirma çatili camilerin yikilarak yerine tas ve beton malzemeyle, kubbeli camilerin yapildigini görmekteyiz. Böylece birkaç cami disinda sehir merkezinde orijinal cami kalmamistir. Eski camiler orijinal ve tarihi degere sahiptiler.

Günümüzde eski özelligini yansitan sadece Iskender Pasa Camisi kalmistir. Orta Cami ve Gülbahar Hatun Camisi basta olmak üzere, diger camiler orijinaline uygun olarak yeniden yapilmislardir. Sehir merkezinde yapilan eski camilerden günümüze kadar gelebilen camilerin dis cepheleri tas malzemeyle, iç mekanlari ise ahsap malzemeyle yapilmistir. Oldukça küçük ölçekte yapilan bu camilerde süsleme özellikleri ve güzellik kaygisindan çok ihtiyaca binayen yapilmis yapilardir.

Ilçe ve köylerdeki camiler de Rize yöresinin daginik yerlesme karakterine göre sekillenmislerdir. Bu camiler bir ya da iki mahallenin ihtiyaci için yapilmis, oldukça küçük camilerdir. Camiler yapilirken konut mimarisinin genel özellikleri alinarak kullanilmistir. Yapi malzemesi olarak ahsap ve tas malzeme kullanilmistir. Ahsabin bulunma kolayligindan dolayi bazi camiler ahsap yigma tarzda yapilmislardir. Bu camiler iklim özellikleri ve malzemenin dayaniksizligina bagli olarak uzun yillar ayakta kalamamistir. En önemli örnekler Hemsin?deki Bilen Köyü Camisi, Ikizdere Ilçesindeki Haci Seyh Camisi ve Findikli?daki Meyveli Köyü camisi?dir. Her üç cami de ahsap ustaligin önemli özelliklerini yansitmaktadir.

Bu camiler egimli araziye kurulduklari için hemen hemen hepsinde, yüksek su basmanlari yer alir. Çamlihemsin Ilçesi?nde bulunan Asagi Çamlica Camisi?nde oldugu gibi bazilarinda zemin kata medrese bölümü yerlestirilmistir. Camilerin ön kisimlarinda son cemaat yeri olmamakla beraber, namaz vakitlerinin beklenilmesi amaciyla sedirli bölümler vardir. Süsleme bakimindan ahsap ögelerin agir bastigi camilerin kapilari, mihraplari, minberleri, korkuluklari ve tavanlari ahsap oyma olarak süslenmislerdir. Bilen Köy Camisi?nin kapi ve minberi üzerinde klasik geometrik süslemeler yüzeyleri kaplar. Minberin panolara ayrilarak, içlerine stilize vazoda çiçekler koyulan örnekleri Simsirli, Kurtulus Mahallesi, Zivane Köprüsü, Tunca, Isikli ve Asagi Çamlica Camileridir.

Iskender Cafer Pasa Camisi

Islam Pasa veya Kursunlu Camisi olarak da anilmaktadir. H. 978 /M. 1570 yilinda Iskender Cafer Pasa tarafindan yaptirilmistir. Cami, ahsap bir son cemaat mahalli, tas duvarli ve kubbeyle örtülü bir harim kismindan meydana gelmektedir. Caminin duvarlari moloz taslarla örülmüstür. Harimin kuzeybati kösesinden minareye çikilmaktadir.

Kare planli harime kuzey cephedeki kapidan girilir. Her cephedeki iki pencere aydinlatmayi saglar. Bu pencereler düz lentoludur. Ayrica sekizgen kubbe kasnagi üzerinde yuvarlak kemerli pencereleri vardir. Tromplara oturan kubbe içten demir parmaklikli bir kandillige sahiptir. Distan ise kursun kaplidir. Tas mihrap sade bir görünüme sahiptir. Camiye göre oldukça büyük olan ahsap minber yenidir. Eskiden ahsap olan mahfil son yillarda betonarme olarak yenilenmistir. Harimin yarisini kaplayan bu mahfil iki ayak tarafindan tasinir. Caminin içerisindeki kalem isi süslemeler de yenidir.

Caminin giris kapisi üzerinde ki onarim kitabesi söyledir:

Selamun aleykum tibtum fedhuluha halidin
Tamir tarihi sene 1326
Iskender Cafer Pasa Camii Serifi
Tarihi atiki sene 978.

Bu kitabe H. 1326/M. 1908?de yapilan onarimda koyulmustur. Bundan önce de caminin H.1313/M.1895 yilinda bir onarim gördügü tespit edilmistir. 1970?li yillara kadar son cemaat mahalli iki katliydi ve kiremit kapliydi. Üst kati Kur?an kursu, müftülük ve lojman olarak kullanilmistir. Bu kisim yikilinca Vakiflar Genel Müdürlügü?nce tek katli ve ahsap olarak yenilenmistir. 1989 yilinda tas minare de yenilenmistir. Eski minarenin demir korkuluklu serefesi tasa dönüstürülürken, külah üzerindeki dendan dizisi yeni minarede de tekrarlanmistir. Bu onarim sirasinda bati tarafina da bir baldaken sadirvan yapilmistir.

Orta Camii

Yapi, sehir merkezinde, Yeniköy Mahallesi?nde yer alir. Ilk cami 1737 senesinde yapilmistir. Bugünkü cami ise 1941 yilinda yeniden insa edilmistir. Dikdörtgen planli cami kalin tas duvarli ve kirma çatilidir. Camiye girisler kuzey, dogu, bati tarafindaki kapilarindan saglanmaktadir. Son cemaat yeri olmayan camide, giris kismindan hemen sonra bir mahfil bulunmaktadir. Harim, alt hizada dogu ve batidan üçer, kuzey ve güneyden ise ikiser yuvarlak kemerli, büyük pencerelerle aydinlatilmistir. Üst hizada ise yanlarda dörder, ön ve arkada ise üçer ikiz pencere bulunmaktadir.

Yapinin üst örtüsünü yuvarlak iki beton sütun tasimaktadir. Tavan ahsap olup, ortada ahsap bir kubbeye sahiptir. Mihrap mermerden yapilmis, minber ise ahsaptan yapilmis olup, süslemesizdir. Kuzeybatidaki minareye mahfilden çikilmaktadir. Minare yerel siyah tastan insa edilmistir. Mevcut kitabesine göre ilk cami H. 1150 /M 1737 yilinda yaptirilmistir. 1. Dünya Savasi sonrasinda bölgeden Ruslar çekilirken Ermeni askerler tarafindan yikilmistir. Yapi 1929 yilinda bazi onarimlar görmüsse de yeterli olmamis, 1941 yilinda Haci Memis adli bir hayirsever öncülügünde bugünkü haliyle yeniden insa edilmistir.

Tas Kemer Köprüler

Rize?nin, deniz seviyesinden 2000 m. yükseklige ve 50 km?lik bir mesafeye ulasan topografyasi, oldukça dik yamaçlar meydana getirmektedir. Bu durum akarsularin denize hizli bir akisla dökülerek derin vadiler açmalarina neden olmustur. Buna bagli olarak daglik arazide yasayan yöre insani, sikça karsisina çikan akarsu vadilerini geçip konutlarina, yaylalarina ve tarim alanlarina ulasmak için köprüler insa etmistir. Bu bakimdan Rize yöresinde tas kemer köprü mimarisi oldukça gelismistir. Yöre ikliminin etkisiyle (sel) bu köprüler çabuk yipranmis ve sik sik onarim görmüslerdir. Köprülerde herhangi bir kitabeye rastlanmamakla beraber, genellikle Osmanli döneminin son zamanlarinda yapildiklari düsünülmektedir.

Köprülerin tümü, akarsu yataginin iki yaninda karsilikli birer ayak üzerine yükselen yuvarlak ya da hafif sivri kemerli bir yay formundadir. Ilk çaglardan itibaren farkli zaman ve mekanlarda farkli toplumlar tarafindan kullanilan bu formun, tercih edilmesindeki ana faktör kullanimindan dogan islevidir. Köprülerin tümünün kemer biçiminde yapilmasinin temelinde yatan düsünce, köprünün fevkani yapisi ile sik sik sel sulari ile tasan akarsularin altinda kalmamasini saglamaktir. Ormanlik bir bölge olmasina ragmen köprülerin, ahsap yerine tastan yapilmasinin nedeni; tasin, suya karsi ahsaba göre daha saglam ve dayanikli bir malzeme olmasidir.

Tümü dikdörtgen planlidir ve bir çogu tek ve yuvarlak kemerlidir. Çamlihemsin?de ki Kadiköy Köprüsü ve Yukari Durak Köyü Köprüsü çift kemerli köprülerdir. Ayrica bugün sadece ayak kalintilari kalan, Behice Köyü?nde yer alan köprünün ayak kalintilarindan çift gözlü oldugu tahmin edilmektedir. Köprülerin tek gözlü olmasinin sebebi genellikle dar vadilere kurulmasindan kaynaklanir. Bazi köprüler basik yada hafif sivridir. Köprü ayaklari çift ya da tek yönde dogal kayalara oturmaktadir. Tümünün korkuluklari köprü yolunun iki kenarinda tek sira kesme tas ile olusturulmustur.

Köprülerin hemen hemen hepsinde kullanilan tas malzeme, düzgün kesme ve moloz tastir. Köprü kemerleri düzgün kesme taslardan, ayaklar ve diger kisimlar, moloz taslardan insa edilmistir. Korkuluklar tek sira tas olarak yapilmis olup, bazilarinda sonradan eklenen demir korkuluklar yer alir.

Yükseklikleri vadinin derinligine göre degismektedir. 2-3 m. yükseklikte köprüler bulundugu gibi 15-20 m yükseklikte köprüler de vardir. En yüksek köprülerden biri de Çamlihemsim Ilçesi?nde yer alan Senyuva Köprüsüdür. Bu köprü yaklasik 20 m yüksekliktedir. Yine köprülerin uzunluklari da kurulduklari vadilerin genisliklerine göre 20 m ile 45 m arasinda degismektedir.

Senyuva Köprüsü

Firtina Deresi üzerinde dogu- bati dogrultusunda uzanan köprü tek gözlü, kemerli tas köprüdür. Yörenin en büyük ve en eski köprüsüdür. Dere seviyesinden yaklasik 15-20 m. yükseklikte ve 40 m. uzunluktadir. Kemer ve korkuluklar düzgün kesme tastan, ayak dolgulari ise yigma tastan yapilmistir. Inis ve çikis kisminda basamaklar vardir. Her iki tarafina daha sonradan yaklasik 1 m yükseklikte demir korkuluklar yapilmistir.

Mikron Köprüsü

Firtina Deresinin Asagi Simsirli kolu üzerinde kuzey ?güney dogrultusunda uzanan tek gözlü, kemerli, tas köprüdür. Iki ayak açikligi oldukça genistir. Yaklasik 30 m. uzunlukta, dere seviyesinden 10-12 m yükseklikte yer alir.

Kemer düzgün kesme tastan olup, ayaklar moloz tasla yapilmistir. Korkuluklar daha sonradan biriketle örülerek olusturulmustur. Tahribata ugrayan kemer bölümü, köprünün ayakta kalabilmesi için onarim görmüstür.

Tuzcuogullari Konagi

Yapi Rize?nin merkezinde, Piriçebi Mahallesinde yer almaktadir. Tuzcuogullari ailesine ait olan yapinin 1870 yillarinda yapildigi düsünülmektedir. Rize?de ayakta kalabilmis en eski evlerden biri olarak karsimiza çikmaktadir. Yapi, tas bir bodrum üzerine zemin kat ve 1. kattan olusmaktadir. Üç katli, mabeynli bir evdir. Güneyindeki giristen antre bölümüne ulasilmaktadir. Antreden dogu yönündeki mutfak ve kuzey yönündeki hole girisi saglayan iki kapiya ulasilir.

Mutfaktan ise üst katlara çikisi saglayan merdiven bosluklarinin bulundugu mekana geçis saglanir. Merdivenlerin dogu yönünde oturma odasi, oturma odasinin iki kösesinde ise yatak odalari bulunmaktadir. Kuzeydeki yatak odasinin yaninda bir yatak odasi daha bulunur. Güneydeki yatak odasinin dört, kuzeydeki yatak odasinin bes, yandaki yatak odasinin iki pencere açikligi bulunurken, oturma odasinin bes pencere açikligi bulunur. Yatak odalarinin içlerinde gömme dolaplara yer verilmis olup, güney yatak odasinin yaninda bir kapi vasitasiyla disari çikinti yapmis olan banyoya ulasilir.

Bati yönündeki yatak odasindan tuvalete geçisi saglayan ara bir hole girilmektedir. Bu holden mabeyn odasina da ulasilmakta olup, bu odanin da iki pencere açikligi bulunmaktadir.

Ikinci katta da ayni plan düzeni küçük farkliliklarla uygulanmistir. Alt katta mabeyn odasi, mutfak ve antre olarak düzenlenen bölümler ikinci katta yatak odalari seklinde düzenlenmis olup, antrenin bulundugu yatak odasinda dört, mutfak bölümünün bulundugu yatak odasinda üç, mabeyn odasinin bulundugu yatak odasinda ise iki pencere açikligina yer verilmistir.

Yapinin zemin kati ve orta cephesi tas yigma tekniginde insa edilmisken, ön cephelerde dolap çatma teknigi uygulanmistir. Bu teknik Rize ve çevresinde yogun olarak kullanilan bir tekniktir. Cephelerde açilmis sürgülü pencerelerin sayisinin fazla olmasi yapida aydinlatmaya verilen önemi gösterir. Yapinin üst örtüsü kirma çati olup ?dedren? saçak yapisi uygulanmistir. Ahsap oyma dolap kapaklari yapinin tek süsleme unsurlaridir.

Reyhanlilar Konagi

Çamlihemsin Ilçesi, Yukari Çamlica Mahallesi?nde yer alan yapi 19 yy?da yapilmistir. Diger konaklar gibi engebeli bir arazide egimli bir alana kurulmustur. Konagin kuzey kapisi üzerindeki eski sayilarla yazilan rakamlara göre yapi hicri 1890 yilinda yaptirilmistir. Yapana ve yaptirana ait hiçbir kitabeye rastlanilmamistir.

Konak, bodrum üzeri iki normal kattan meydana gelmistir. Bodrum katinin altinda düzgün kesme taslarla 1 m yüksekliginde temel kurulmustur. Bodrum kati da düzgün kesme taslarla yapilmis olup, depo ve ahir olarak kullanilmaktaydi. Alti adet pencere açikligina yer verilen bu kattaki pencerelerin söveleri düzgün kesme tastir.

Giris kati, bodrum katinin üzerindeki kattir. Kuzey ve güney yönden iki adet giris kapisina sahiptir. Giris kapilari oldukça görkemli yapilmis olup, kesme tas malzeme ustalikla kullanilmistir. Yapinin üç yönünde tas malzeme kullanilmisken, ön cephedeki duvar, ahsap arasi tas dolgu teknigiyle yapilmistir. Ayrica bu katta, iki katli, disa tasintili, üçgen alinlikli bir çikma bulunmaktadir. Bu çikmanin yapi malzemesi ahsaptir.

Katlardaki pencere açikliklari ahsap kasali giyotin tarzdadir. Kirma çatinin genis saçak altlari ahsapla kapli olup, çati üzeri alaturka kiremitle düzenlenmistir.

Yapim teknigi, malzemesi ve plan özellikleriyle Çamlihemsin yöresindeki diger konaklarla benzerlik göstermektedir. Yapida dikkati çeken en öncelikli özellik ise tas malzemenin ustalikla kullanilmasidir. Yansittigi bu özellikleriyle yöredeki en önemli konaklardan biridir.

Sevket Ataç Evi

Findikli Ilçesi, Çaglayan Köyünde yer alan yapi 19. yüzyilda yapilmistir. Yöreye has mimari ve yapisal karakteri tasimaktadir. Bodrum üstü tek katli, serenderli ve çay bahçesiyle bir kompleks konumundadir. Bodrum kat ahir, üst kat yasama mekanidir. Yapi sistemi ve malzemesi ahsap karkas arasi blok tas dolgu, temel ise moloz tas örgü sistemidir. Konak, orta sofali plan tipinde, semer çatili ve genis saçaklidir.

Yöreye özgü en eski yapilirdan biridir. Iç plan tipi cepheye yansimakta ve yapi sistemi tamamiyla okunabilmektedir. Tamamiyla orijinal yapisini korumaktadir.
Bodrum kat, moloz tasla temel duvarlarin yükselmesiyle olusmustur. Temel duvarlarin bitiminden sonra ahsap karkas strüktür kurulur. Blok taslar strüktür içinde dolgu malzemesi olarak kullanilmistir. Yapi sistemi ile beraber iç mekân bölmeleri de dis cepheye yansimaktadir. Açikliklar, pencere, kapi ve havalandirma açikliklarindan olusmaktadir. Pencereler bitisik ve ayrik nizamda, dikdörtgen formda, düz ahsap kasali giyotin pencerelerdir.

Iç mimari elemanlari tamamen ahsaptir. Dösemeler taban agaçlarina bindirilen kirisleme üzerine kalin ve saglam tahtalarla kurulur. Açikliklarin büyüklügüne göre kirisleme yönleri degistiginden mekânlarda yükseklik farki gözlenmektedir.

Giriste yer alan mutfak yapinin en önemli mekânlarindan biridir. Çati, kirma çatili ve alaturka kiremitle kaplidir. Iklim nedeniyle saçagi genis tutulmustur. Giriste dairesel yarim kat yüksekliginde, merdivenlerle ulasilan kemer alinlikli ahsap, çift kanatli kapidan ulasilan ?antre? bulunmaktadir. Antreden ulasilan mutfak yapinin ana dagilim birimidir. Sofa ve diger odalarin bu mekâna açilmasi sadece yemek pisirme eylemini degil çok amaçli bir mekân niteligini tasidigini göstermektedir. Mutfakta ocak ve dolaplarin disinda sabit olan donati elemani yoktur. Yapinin en büyük mekâni olan mutfakta dört adet pencere yer alir. Pencere açikliklarinin yer aldigi duvarin önünde, sürekli ates yanan bir bölüm yer alir. Yemekle ilgili islevler disinda isinma içinde kullanilmaktadir. Mutfagin zemini sikistirilmis topraktir.

Mutfaktan dolap ve musandira olan, tamamiyla ahsap ve fonksiyonel duvarin ortasinda kemerli girisle geçilen bölüm, sofaya geçis mekâni olarak tanimlanabilir. Basodayla diger odanin mahremiyetini saglamak amaciyla camekânla ayrilmis bir ön geçis mekâni olusturulmustur. Bu mekanda, yörede taslik denilen uzun bir koridorla ulasilan çamasirlik ve bir oda yer alir. Sofa, iki yanda yüksek ahsap kapilarla odalara dagilimin saglandigi ortak mekan niteligi tasimaktadir.

Su Degirmenleri

Tarihe sahitlik eden su degirmenleri insanin topraga baglandigi ve ilk ziraat faaliyetlerine basladigi devirlerde kullanilmaya baslanmistir. Iki yassi tas arasinda ezilen misir ve bugday tanelerinden un elde etmeyi basaran insan zekasi bu islemi gelistirmis ve o günün sartlarinda aç kalmamayi basarmistir.

Çayeli Degirmeni

Su kuvvetiyle çalisan degirmenin su arkinin uzunlugu bes m, iç çaplari kirk santim olarak düzenlenmistir. Suyun çiktigi noktada bes santim çapinda odundan yapilmis bir huni bulunur. Bu düzenekten çikan su basinçla çarptigi çarki hizla döndürür. Çarkin ortasindan degirmen içine uzanan diregin ucunda ögütücü taslar vardir. Degirmen tasi denilen taslar iki adet olup alttaki tas sabit, üstteki tas döner sekilde tasarlanarak yapilmistir.

Ilçemizde her köyde mevcut olan su degirmenleri, islevlerini kaybetmisseler de hala varliklarini günümüze kadar koruyabilenler bulunmaktadir. Insalari, köylü yardimlasmasiyla yapilmis olup, tarihleri M.Ö.1. yüzyilin sonlarina kadar dayanmaktadir.

Ardesen Ilçesi Tunca
Beldesi Senyuva ve Esentepe Mah. Degirmeni

Yapim Tarihi tam olarak bilinmemektedir Bir ailenin (Koçiva Sülalesi) yaptigi degirmendir. Su an bu genis aile iki mahalle olarak yasamaktadirlar. Ilk yapiminda ahsap olan degirmen yaklasik 30 yil önce briketle yenilenmistir ve hala kullanilmaktadir

 

Ardesen Ilçesi Tunca Beldesi Bilaloglu Degirmeni

Tunca Beldesi?nin asagi kismindan geçen Firtina Deresi?nin bir kolu olan Tunca Deresi üzerinde kurulmustur. Yaklasik 50 yillik bir tarihi olup aslini korumaktadir. Tunca halkinin bir sülalesi olan Asagi Sofooglular içinde ufak bir aile olan Bilaloglu Ailesi tarafindan yapilmistir.

Degirmeni döndüren ahsap çark kullanilan ikinci çark olup, yaklasik 30 yil önce Bilal ustanin oglu Ahmet BÜYÜK SOFOOGLU tarafindan yapilmistir. Derenin yukari bölümünden alinan suyun, oyulmus kayalarin içinden oluga akitilmasiyla ünlenmistir. Faaliyetini düzenli bir sekilde devam ettirmektedir.

Sehitler Çesmesi

Islampasa Mahallesi'nde eski Güneysu yolu üzerinde, 1917 yilinda yapilmistir. Dairevi kemerli bir cepheye sahiptir. Tek lülelidir ve lülesi üzerinde taslagi vardir. Çesme, 1916 yilinda sehrin savunmasi sirasinda sehit olan askerilerimizin gömüldügü bir yerde yapilmistir.

Isgal sirasinda Ruslar bu sehitlikten yol geçirmek için kazi yapinca sehitler buradan nakledilmistir. Bu nakil sirasinda sehit askerlerin çürümüs elbiselerinden çikan paralarla halk bu çesmeyi yapmistir. Çesmenin üzerindeki Latin harfli kitabe metni ünlü sair Bayburtlu Hicrani tarafindan yazilmistir.

Yayla Turizmi

Ilimizin iç kesimlerinde, zengin orman dokusu civarinda yer alan yaylalarda mevcut altyapiyi kullanarak yapilabilecek fazla yatirim gerektirmeyen bir turizm çesididir. Bu aktivite için gerekli potansiyel tüm yaylalarimizda mevcut olup, halen Ayder, Anzer, Çad, Elevit gibi yaylalarimizda yapilmaktadir.

Rize?nin güneyindeki Kaçkar Daglari ile yüksek daglarin eteklerinde birbiriyle baglantili birçok güzel yayla vardir. Bütün bu yaylalar yaz mevsiminde insanlarla dolup tasar. Olaganüstü güzellikteki bu yaylalarin hemen hepsinde ot biçme senlikleri yapilmaktadir. Bu senliklere katilmak mümkün oldugu gibi yayla eteklerindeki yamaçlarda rehberlerle birlikte doga yürüyüsü yapma imkani da bulunmaktadir.

Ayder Yaylasi

Çamlihemsin Ilçesi?nin 16 km. güneydogusunda bulunan, 1250 m yükseklikteki Ayder Yaylasi, birçok konaklama tesisiyle yaz sicagindan bunalanlara dogal bir serinlik sunar. Yayla turizmi için gereken tüm altyapi gereksinimleri karsilanmis olan yayla, zengin flora ve faunasinin yani sira kaplicasi ile de bölgenin en çok tercih edilen tatil yerlerinden biridir.

 

 

 

Pokut, Sal, Hazindag Yaylalari

Çamlihemsin Ilçesi?nin güneyinde, Firtina ve Hala derelerinin olusturdugu vadiler arasinda yer alan Pokut, Sal ve Hazindag yaylalari, orman üst siniri civarinda, 1750-2000 m. yükseltilerde yer alirlar.

Doga yürüyüsü yapmak ve dinlenmek için ideal bir ortam sergileyen yaylalar, zengin biyolojik çesitliliklerinin yani sira emsalsiz bir sivil mimari yapiya sahiptir. Yayla dizisinin ilki, Çamlihemsin Ilçesi?ne 15 km mesafede bulunan sakli güzellikleriyle Pokut Yaylasi?dir.

Asagi ve Yukari Kavron Yaylalari

Ayder?e 10 km mesafedeki Asagi Kavron ve 14 km mesafede, 2300 m yükseklikte yer alan Yukari Kavron Yaylalari ile Kavron Geçidi'nde Büyük Kaçkar ve Kemerli Kaçkar'in zihinlerden kolay silinmeyecek görüntülerini yakalamak mümkündür. Kaçkarlar?i tüm görkemiyle karsinizda bulacaginiz bu cografyada gündogumu izlemek de kaçirilacak bir güzelliktir.

Anzer (Balliköy) Yaylasi

Baliyla ünlü Anzer Yaylasi?nin diger bir adi da Balliköy?dür. Rize il merkezine 85 km mesafede, ilin önemli yükseltilerinden olan Kirklardagi?nin eteklerinde yer alan Anzer; Meles, Petran, Kabahor, Garzavan yaylalariyla çevrili konumuyla gelecegin önemli turizm merkezlerinden biri olma yolundadir.

Ikizdere Ilçesi üzerinden ulasilabilen Anzer, bir taraftan Çoruh Nehri ve Bayburt, diger taraftan Trabzon Uzungöl Turizm Merkezi?ne baglanir. Buranin bali, yaylalarinin bin türlü çiçeginden damitilir.

Ikizdere Çagirankaya Yaylasi

Ikizdere Ilçesi?nin 25 km. dogusundadir. Yaylaya güzel manzarali bir toprak yolla ulasilmaktadir. 3200 m. rakimli Çagirankaya Yaylasi, adini düz konumdaki yaylanin çevresindeki dik yamaçli kaya ve uçurumlarda sesin yankilanmasindan almistir.

Elevit ve Palovit Yaylalari

Ulasim sorunu olmayan bu yaylalar, içerisinde basta yaban keçisi olmak üzere Karadeniz'e özgü diger tüm yabani hayvanlar bulundugundan, avcilik için önemli bir potansiyele sahiptir. Kaçkar Daglari?nin kuzeybati yamacinda, bir yani tümüyle ormanlarla kapli, diger yani ise dag yamacina dayali gökyüzündeki vadi Palovit, Karadeniz?in en güzel yükseltilerinden biridir.

Teskilat ve Iletisim

Kurulusun Genel Tanimi :
16.04.2003 tarih ve 4848 sayili kanunla Kültür ve Turizm Bakanliklari ?Kültür ve Turizm Bakanligi? olarak yeniden birlestirilmistir. 29 Nisan 2003 tarih ve 25093 sayili Resmi Gazetede yayinlanan ?Kültür ve Turizm Bakanligi Teskilat ve Görevleri Hakkinda Kanun?la Kültür Müdürlügü ve Turizm Müdürlügü birlestirilerek ?Kültür ve Turizm Müdürlügü? olarak yeniden yapilanmistir.

BIRIM TELEFON FAX
 Il Kültür ve Turizm Müdürlügü
. Kültür ve Turizm Danisma Bürosu
 (0464) 213 04 26
(0464) 213 04 07
. (0464) 213 04 06-08
(0464) 213 04 28
(0464) 213 04 06
Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
Müdürlügü
 (0464) 231 04 26 (0464) 213 04 06

Rize Müzesi Müdürlügü
. Atatürk Evi Müzesi

  (0464) 214 02 35
. (0464) 212 07 27
(0464) 214 02 34
Il Halk Kütüphanesi Müdürlügü
. Kendirli Belde Halk Kütüphanesi
. Tasköprü Halk Kütüphanesi
. Veliköy Halk Kütüphanesi
  (0464) 213 03 95
. (0464) 324 54 90
.
(0464) 242 27 88
.
(0464) 247 65 18
(0464) 213 19 61
(0464) 324 50 35
Çayeli Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü
. Madenli Halk Kütüphanesi Memurlugu
  (0464) 532 50 26
. (0464) 544 64 25
(0464) 532 50 26
Pazar Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü (0464) 612 10 77

(0464) 612 10 77

Ardesen Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü (0464) 715 10 89 (0464) 715 10 85
Findikli Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü (0464) 511 39 12  
Derepazari Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü (0464) 311 30 53 (0464) 311 30 53
Güneysu Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü

(0464) 344 13 47

 
Çamlihemsin Ilçe Halk Kütüphanesi
Müdürlügü

(0464) 651 74 96

 
Hemsin Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü (0464) 641 30 46  
Kalkandere Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü
(Hizmeti Belediye Tarafindan Yürütülmektedir.)
(0464) 331 40 56  
Iyidere Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü (0464) 312 24 60  
Ikizdere Ilçe Halk Kütüphanesi Müdürlügü
(Bakanligimiz ve Belediye Baskanligi arasinda
yapilan protokolle Kütüphane Belediyeye devredilmistir.)
.
Güneyce Belde Halk Kütüphanesi
. (0464) 466 71 00  

Halk Edebiyati

Halk kültürünün önemli bir kolunu temsil eden halk edebiyati ürünleri, bölge insaninin, günlük yasaminin zorluklarini, hüzünlerini, sevinçlerini dile getirdigi, geçmisten getirdikleriyle bugünün yeniliklerini harmanlayarak kendini ifade ettigi kültürel varliklardir.

Rize bölgesinin genel karakteristigi olarak, denize, çay tarimina (1940 lar sonrasi), zorlu dag yasamina ve yayla kültürüne bagli olarak üretimde bulunan yöre insani, kendine has sivesiyle türküler, destanlar, hikayeler, masallar, bilmeceler, ninniler, fikralar söylemis ve nesilden nesile aktarmistir. Bu ürünlerin birçogu dilden dile dolasarak, zamanla yaraticisi bilinmez olmus, halka mal olmustur. Kimisi de toplumsal ve kültürel degisimle birlikte yeni anlamlar ve sözcükler kazanarak varligini sürdürmüstür. Son yillarda yapilan derleme çalismalari neticesinde yörede söylenen siir, destan ninni v.b. türlerden bazi örnekler kayit altina alinabilmistir. Tabi ki zamanin ve yeni degerlerin karsisinda tutunamayip, halk arasinda yazili kültür yaygin olmadigindan, söylenmeye söylenmeye yitip giden ve hiçbir kayit altina alinmamis olan eserler de olmustur.

Gerek halk edebiyatinda ve gerekse de halk kültürünün diger alanlarinda meydana gelen degisim, anonim bir siirde söyle dile getiriliyor:

?Serevaz, pepeçura, kastaniça kabagi
Sacayak, pelki, hosti, kapandi gitti çagi
Kunci, minci, korkoti, koloti,